İletişim

muhsinertugrulsahnesi@gmail.com

25 Eylül 2007 Salı

Hıncal Uluç'a Yanıt: Alkışlarla Muhsin Ertuğrul Sahnesi

25.09.2007
Her şey ölümlüdür. Doğadaki tüm canlılar da, cansızlar da.. Ama ölümleri farklıdır. Kimi hiç yolcusu yokmuş gibi, sessizce ayrılır bu limandan, kimi ise; ölür, yeniden hayat bulur, küllerinden doğan Zümrüdü Anka gibi.. Muhsin Ertuğrul Sahnesi de, yaşamlarını tiyatro sanatına adamış, çevresine ışık saçarak, aydınlatarak eriyen biten mum misali sanatçılar gibi, bu kutsal görevin mabedi olarak zaten zayıf ve yorgun başlamış yaşamında zamanın kırbacına, oklarına dayanmaya çalışarak bugünlere gelmiştir. Belki bedenen yorulmuştur, yaşlanmıştır, belki de yaşamının sonlarındadır ama yine de dimdik ayaktadır. Çünkü o onurlu geçmişiyle hayat bulmaktadır.

Yaklaşık bir yıldır Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi etrafında kopan fırtınalar, aslında bir ihtiyaçtan yola çıkılarak mı oluşturulmaktadır? Ulvi amaç, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yorgun bedenine gençlik aşısı yaparak görkemli geleceğe hazırlamak mıdır? Eğer amaç buysa; neden müstakil bir bina olarak bu yenileme gerçekleşmemektedir? Neden IMF guvernörler toplantısı bu yıkıma gerekçe oluşturmaktadır? Bu veya benzeri uluslararası başka toplantı söz konusu olmasaydı Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin İstanbul şehrinin kültür sanat ihtiyacına tiyatro sanatı aracılığıyla hizmet veren merkez bir bina olarak yıkılıp yenilenmesi söz konusu olacak mıydı? Harbiye Kongre Vadisi Projesi için arazisinin bir bölümü alınarak, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin "Kongre Vadisi Yeraltı Tesisleri"ne giriş kapısı olarak kullanılması aslında neye hizmet etmektedir? Neden, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin İstanbul boğazının en değerli alanlarından biri olan bölgesinde kenara ötelenmiş, ötekileştirilmiş gibi projelendirilmesi söz konusudur?

Elbette ki Muhsin Ertuğrul Sahnesi günümüz ihtiyaçlarına göre çağdaş bir yapıya dönüştürülebilir. Yeraltı ve yerüstü değerlendirilerek kullanım alanları; prova salonları, cep sahnesi, otoparkı, idari binası ve ofisleriyle tam donanımlı hale getirilebilir. Ama asıl amaç bu mudur?

Globalleşen dünyamızda, azgınlaşan küresel sermayenin gitgide kabaran iştahı tarih, kültür, sanat demeden kentin merkezinde yeni kazanç kapıları yaratmaya çalışmaktadır. Yeni tiyatro sezonunun arifesinde beraberinde getireceği ciddi sorunlar ortada dururken, koruma kurulunun çelişkili onayı ile alınan " yıkım kararının" (ne yazık ki bu da çok zamansızdır) ne getirip, ne götüreceği şimdiden kestirilemez. Üstelik Şehir Tiyatroları'nın ( Darülbedayi) geçmişte iki kez yangın görmüş Tepebaşı Dram Tiyatrosu, oluşan büyük yıkım sonrası dönemin bürokratlarınca verilmiş onca söze rağmen " otoparka" dönüştürülmüştür. Ve şimdi kentin bu noktasında o gün için çağdaş diye adlandırılan bu yaklaşım, verilen ama tutulmayan sözlerin beton abidesi olarak durmaktadır.

Şehir Tiyatrolarının var oluşundan bu yana şehrin içinde sürekli sürgün hayatı yaşamış olması da endişe ve korkuları artırmaktadır. Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Konuya sadece ne güzel, ne çağdaş bir proje diye bakarsak gelecekte Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin, dolayısıyla tiyatro sanatının meçhule giden bir gemi gibi, bu limandan ayrılışına ya da çok amaçlı kullanımına tanıklık edebiliriz. Bizler, etrafına ışık saçan sanatçılarımızı alkışlarla ebediyete yolcu ederiz. Gerekirse onurlu geçmişiyle kalbimiz, beynimiz ve özü tertemiz kutsal mekanımızı da alkışlarla uğurlarız.. Yıkıntılarından yeniden doğurmak üzere.

Eftal Gülbudak / Tiyatrocu / Şehir Tiyatrosu

Hiç yorum yok: