31.03.2007
Atilla Birkiye
Belleksiz bir toplumuz. Ama bazı kurum ve kimi kişilerin belleği zayıf da olsa, ellerinde belge olmalı (belgeyle gezmeli!) Bellek ile belge arasındaki ilişki de bu yüzden olsa gerek.
Kültür sanat dünyasının son zamanlarındaki en önemli konusu iki “simge yapı”nın yıkılacak oluşu. Biri Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi; öteki de Taksim’deki AKM (Atatürk Kültür Merkezi).
Darülbedayi’nin yaklaşık yüz yıllık geçmişi var. Öncelikle bir “okul” kimliğiyle 1914’te Saraçhane’deki Letafet Apartımanı’nda açılan bu kurum çeşitli serüvenlerden sonra 1970’te şimdiki Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi adlı binaya geçiyor. (Sümerbank’ın eski bir sergi salonu kurum için yeniden düzenlenmiş.) İstanbul Şehir Tiyatrosu adını da 1934’te almış olan kuruma (ve de tiyatromuza) Muhsin Ertuğrul’un katkıları çok büyüktür.
Şimdilerde de bu yapı, “Kongre Vadisi Projesi” dolayısıyla yıkılacakmış! (Vadi dediğiniz yeşil olur!) Gerek Muhsin Ertuğrul’un adıyla gerekse kurumla simgeleşmiş, özdeşleşmiş bu yapıyı yıkmanın hangi haklı gerekçeleri olabilir?
Bilgisizliğin doruğu
Yazımızın asıl konusu AKM’nin yıkım sorunu. Bilindiği gibi sanatçılar bu yıkımı protesto etmek üzere geçen pazartesi bir araya geldiler ve tepkilerini çeşitli sanatsal biçimlerde dile getirdiler. Her zaman olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un sözleri de evlere şenlikti:
“Ancak maalesef o günün anarşist komünistleri, (bunu da söylüyorum, sanatın dostu kim, sanatın içine tüküren kim, sanatı yakan kim, sanatı yapan kim bilsinler diye) burada burjuvalar eğleniyor diye sabote ettiler ve yaktılar.” (28 Mart, Radikal)
Vahim olan durum bu sözlerden çok, Sayın Bakan’ın bunları bir süre önce yine söylemiş olması. Bir bakan bu kadar bilgisiz, bu kadar belleksiz, bu kadar “belgesiz” olabilir mi? Kuşkusuz ki “Kültür Bakanlığı” gibi bir kurumun çok sayıda danışmana gereksinimi vardır. Birçok konuda, doğal olarak danışmanlar bilgi verir. Bu durumda ya bakana bilgi verilmemiş ya da bakan her zamanki gibi “uyku” halinde.
Demek ki Sayın Bakan ve danışmanları Referans gazetesini okumuyor ya da beni okumuyor ya da ciddiye almıyor ya da...
Bir buçuk yıl önce AKM’nin yıkım konusu gündeme geldiğinde, 3 Eylül 2005 tarihinde bu köşede bakanın hatasını düzeltmiştim. (Başkaları da yazmıştı.) O zaman, AKM ile ilgili bir soru üzerine bakın Sayın Bakan ne demiş:
“Maalesef burada burjuva sanatları oynanıyor diye, o zamanki ülkücüler, şey affedersiniz komünist gençler tarafından yakılmıştır.” (Birgün, 28.8.2005)
Ben de bir bakana yakışmayacak bu sözleri ve bilgisizliği düzelterek işin “doğru”sunu yazmıştım:
“Bildiğim kadarıyla AKM’deki (o zaman Kültür Sarayı) yangın bir kazadan çıkmıştı. Bir oyun sırasında (Cadı Kazanı), kulisteki 4. Murad oyununa ait dekorlardan biri bir spota değiyormuş, bir süre sonra da çok ısındığından alev almış (ya da benzer bir durumdan alev almış). Böylesine durumlarda sahnedeki çelik perdeyi indirecek ve yangını kontrol altına alacak sistem çalışmamış. Bir başka söylentiye göre de bu sistemi çalıştıracak olan Alman teknisyen ortada yokmuş; yangın birden büyümüş, güzelim bina kül olmuş (22.11.1970).
Daha sonra, yirmi iki kişi (on yedisi idam istemiyle) dönemin 2 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmış. Haliç’teki Marmara, Kastamonu, Eminönü vapurlarının sabotaj davasıyla da ilişkilendirilmiş. Sonra bu yirmi iki sanık beraat etmiş. Yılmaz Güney de Sanık (1975) adlı romanında bu olayı anlatır. ‘Sabotaj Çetesi’ olarak adlandırılan yirmi iki kişiye de epeyce işkence yapılmış (bunlardan biri de oyuncu Levent Yılmaz’dır).”
İstifa edin!
Bilmiyorum başka söze gerek var mı? Ama birincisi derin bir bilgisizliğe giriyor; acaba ikincisi neye giriyor. Bir bakan, hele hele “kültür bakanı” kendi alanıyla ilgili böylesine bilgisiz olabilir mi? Böylesine boş laf edebilir mi? Üstelik aradan iki yıl geçmeden. Bu arada danışmanlar ne yapar? Bu arada böyle bir bakana sahip olan kültür-sanat dünyası ne yapmalıdır?
Ben sizi uyarmıştım Sayın Bakan, siz Referans’ı önemsemediniz; oysa adında pek de gizli olmayan bir “anlam” var. Bence siz yol yakınken istifa edin (ne var ki “genellikle” de giden geleni aratır)!
Kaynak: http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=63416&ForArsiv=
İletişim
muhsinertugrulsahnesi@gmail.com
İçindekiler
31 Mart 2007 Cumartesi
28 Mart 2007 Çarşamba
IMF'ye Sığınarak AKM'yi Yıkmak İsteyen Bakan Koç ve Başaran Ulusoy'a Tepki Var
28/03/2007
2009'da yapılacak IMF Guvernorler toplantısı öncesinde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy tarafından Kongre Vadisi'ne dönüştürülmek istenen Harbiye'de Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasına yönelik girişimler kamuoyu ve sanatçıları isyan noktasına getirdi.
Kent kimliği ve sanat merkezi özellikleri nedeniyle korunup yaşatılması gerekirken bu birimlerin yıkılmasını öngören proje için TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, "En büyük hayalim" derken, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç da “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Benim de yoğurt yiyişim böyle” diyor.
Başaran Ulusoy’un savunduğu proje, İstanbul Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu ile Taksim’deki AKM binası ve Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nun yıkılarak yerine kongre merkezi yapılmasını öngörüyor.
IMF toplantısı bahane
Bakan Koç ve Başaran Ulusoy sözkonusu binaların yıkımı için 2009’da İstanbul’da yapılacak IMF Yıllık Toplantısı’nı bahane olarak gösteriyorlar.
Projeyi Bakan Koç ile birlikte Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da desteklediğini söyleyen Başaran Ulusoy, 3-4 ay içinde start alacağını savunduğu projenin 2009 yılında yapılacak IMF toplantısına yetiştirileceğini söylüyor.
Ulusoy: Bakanlık yapsın elini öperiz
Kamuoyu ve sanatçılardan gelen tepkileri önemsemediğini savunan Başaran Ulusoy, bu proje ile İstanbul'un kongre turizminde önemli bir ivme kazanacağını öne sürüyor.
Başaran Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılmasını savunurken şunları söylüyor:
AKM herşeyi ile yanlış bir yapı. Isıtması, havalandırması ve ses düzeninde ciddi sıkıntılar var. Eğer bakanlık burasını dediği gibi yaparsa o zaman elini öperiz."
İnşallah Başaran Ulusoy başarısız olur
Opera, bale ve tiyatro sanatçıları AKM, Lütfi Kırdar ve Muhsin Ertuğrul sahnesi ile ilgili kararı son anda raslantı ile öğrendiklerini belirterek buna tepki gösteriyorlar.
Konuyla ilgili haberleri değerlendiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer, "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin kongre merkezi yapılacağını ve burada ilk olarak IMF toplantısının yapılacağına ilişkin haberleri basından öğrendiklerini belirterek, "Binamız yıkılacak; ama bizim haberimiz yok. Üstelik yerine yeni bir tiyatro binası değil, kongre merkezi yapılacak. Çok ayıp. Tiyatroya ne kadar saygı duyulduğunu anlamış oluyoruz" diyor.
Paradan başka bir şey düşünmeyen Başaran Ulusoy
İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alkaya ise şunları söyledi:
“Bu olay umarım Başaran Ulusoy gibi ticaretten başka hiçbir şey düşünmeyen birinin ileri geri konuşmasından ibaret kalır. İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur."
Burada IMF’nin “emiri demiri kesmez”
IMF toplantısının bu işe bahane gösterilmesini "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı" sözleriyle değerlendiren Nurullah Tuncer ise 93 yaşındaki bir kurumun merkezi binasının ve en önemli sahnesinin yıkılıp yerine kongre merkezi inşa edilmesi ve ilk toplantının IMF için düşünülmesine "Allah yardımcımız olsun" diyerek “Bazı yerlerde emir demiri keser, ama burada olmaz, çok ayıp!" diyerek tepkisini gösterdi.
Sanatçıların protestosu ve kamuoyunun tepkisi
Bakanlık ve Başaran Ulusoy’un konuyla ilgili projelerinin basına yansıması üzerine sanatçıların yanı sıra toplumun her kesiminden tepkiler gelmeye başladı.
Son olarak sanatçılar geçen gün Taksim AKM önünde toplanarak bu girimişleri protesto ettiler.
AKM ve Muhsin Ertuğrul Tiyatro binalarının yıkılma girişimini protesto eden sanatçılar arasında Rutkay Aziz, Ayla Algan, Çolpan İlhan, Selahattin Taşdöğen, Metin Coşkun, Levent Ülgen, Cahit Berkay, Nejat Yavaşoğulları ile Cahit Berkay ve Hüsnü Şenlendirici, Levent Ülgen, Metin Coşkun ve Ataol Behramoğlu yer aldı.
Protesto gösterisine ayrıca Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı (TOBAV), Devlet Tiyatro Sanatçıları Derneği (DETİS), KÜLTÜR SEN, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı, Tiyatro Emekçileri, Kültür Sanat Sen gibi birçok dernek de katıldı.
Burada tiyatro sanatçısı Orhan Aydın tarafından okunan basın açıklaması metninde, gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndikleri belirtilerek, ''Biz de kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı niyetle, dikkatle, özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, gerekirse dozerlerin önüne yatarak salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz. Sanat korkakların işi değildir. Hele tiyatro hiç değildir'' denildi.
AKM değil AKP yıkılsın
Aralarında opera, tiyatro, bale sanatçıları, müzisyenler, sendikacıların bulunduğu yüzlerce kişi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM’nin yıkılma kararını “AKM değil, AKP yıkılacak” sloganıyla protesto etti.
Şehir Tiyatroları Derneği’nden Haşmet Zeybek yaptığı konuşmada, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz’in “2009’da Şehir Tiyatrosu Sahnesi'nde toplanacağım” sözleri üzerine Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmak istediğini dile getirerek, “Sen kim oluyorsun! Senin hayatın benim tiyatromun dilini kesmeye yetmez” dedi.
Kaynak: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=35110
2009'da yapılacak IMF Guvernorler toplantısı öncesinde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy tarafından Kongre Vadisi'ne dönüştürülmek istenen Harbiye'de Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasına yönelik girişimler kamuoyu ve sanatçıları isyan noktasına getirdi.
Kent kimliği ve sanat merkezi özellikleri nedeniyle korunup yaşatılması gerekirken bu birimlerin yıkılmasını öngören proje için TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, "En büyük hayalim" derken, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç da “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Benim de yoğurt yiyişim böyle” diyor.
Başaran Ulusoy’un savunduğu proje, İstanbul Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu ile Taksim’deki AKM binası ve Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nun yıkılarak yerine kongre merkezi yapılmasını öngörüyor.
IMF toplantısı bahane
Bakan Koç ve Başaran Ulusoy sözkonusu binaların yıkımı için 2009’da İstanbul’da yapılacak IMF Yıllık Toplantısı’nı bahane olarak gösteriyorlar.
Projeyi Bakan Koç ile birlikte Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da desteklediğini söyleyen Başaran Ulusoy, 3-4 ay içinde start alacağını savunduğu projenin 2009 yılında yapılacak IMF toplantısına yetiştirileceğini söylüyor.
Ulusoy: Bakanlık yapsın elini öperiz
Kamuoyu ve sanatçılardan gelen tepkileri önemsemediğini savunan Başaran Ulusoy, bu proje ile İstanbul'un kongre turizminde önemli bir ivme kazanacağını öne sürüyor.
Başaran Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılmasını savunurken şunları söylüyor:
AKM herşeyi ile yanlış bir yapı. Isıtması, havalandırması ve ses düzeninde ciddi sıkıntılar var. Eğer bakanlık burasını dediği gibi yaparsa o zaman elini öperiz."
İnşallah Başaran Ulusoy başarısız olur
Opera, bale ve tiyatro sanatçıları AKM, Lütfi Kırdar ve Muhsin Ertuğrul sahnesi ile ilgili kararı son anda raslantı ile öğrendiklerini belirterek buna tepki gösteriyorlar.
Konuyla ilgili haberleri değerlendiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer, "Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin kongre merkezi yapılacağını ve burada ilk olarak IMF toplantısının yapılacağına ilişkin haberleri basından öğrendiklerini belirterek, "Binamız yıkılacak; ama bizim haberimiz yok. Üstelik yerine yeni bir tiyatro binası değil, kongre merkezi yapılacak. Çok ayıp. Tiyatroya ne kadar saygı duyulduğunu anlamış oluyoruz" diyor.
Paradan başka bir şey düşünmeyen Başaran Ulusoy
İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alkaya ise şunları söyledi:
“Bu olay umarım Başaran Ulusoy gibi ticaretten başka hiçbir şey düşünmeyen birinin ileri geri konuşmasından ibaret kalır. İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur."
Burada IMF’nin “emiri demiri kesmez”
IMF toplantısının bu işe bahane gösterilmesini "Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan daha büyük bir hakaret yapılamazdı" sözleriyle değerlendiren Nurullah Tuncer ise 93 yaşındaki bir kurumun merkezi binasının ve en önemli sahnesinin yıkılıp yerine kongre merkezi inşa edilmesi ve ilk toplantının IMF için düşünülmesine "Allah yardımcımız olsun" diyerek “Bazı yerlerde emir demiri keser, ama burada olmaz, çok ayıp!" diyerek tepkisini gösterdi.
Sanatçıların protestosu ve kamuoyunun tepkisi
Bakanlık ve Başaran Ulusoy’un konuyla ilgili projelerinin basına yansıması üzerine sanatçıların yanı sıra toplumun her kesiminden tepkiler gelmeye başladı.
Son olarak sanatçılar geçen gün Taksim AKM önünde toplanarak bu girimişleri protesto ettiler.
AKM ve Muhsin Ertuğrul Tiyatro binalarının yıkılma girişimini protesto eden sanatçılar arasında Rutkay Aziz, Ayla Algan, Çolpan İlhan, Selahattin Taşdöğen, Metin Coşkun, Levent Ülgen, Cahit Berkay, Nejat Yavaşoğulları ile Cahit Berkay ve Hüsnü Şenlendirici, Levent Ülgen, Metin Coşkun ve Ataol Behramoğlu yer aldı.
Protesto gösterisine ayrıca Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı (TOBAV), Devlet Tiyatro Sanatçıları Derneği (DETİS), KÜLTÜR SEN, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı, Tiyatro Emekçileri, Kültür Sanat Sen gibi birçok dernek de katıldı.
Burada tiyatro sanatçısı Orhan Aydın tarafından okunan basın açıklaması metninde, gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndikleri belirtilerek, ''Biz de kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı niyetle, dikkatle, özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, gerekirse dozerlerin önüne yatarak salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz. Sanat korkakların işi değildir. Hele tiyatro hiç değildir'' denildi.
AKM değil AKP yıkılsın
Aralarında opera, tiyatro, bale sanatçıları, müzisyenler, sendikacıların bulunduğu yüzlerce kişi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM’nin yıkılma kararını “AKM değil, AKP yıkılacak” sloganıyla protesto etti.
Şehir Tiyatroları Derneği’nden Haşmet Zeybek yaptığı konuşmada, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz’in “2009’da Şehir Tiyatrosu Sahnesi'nde toplanacağım” sözleri üzerine Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmak istediğini dile getirerek, “Sen kim oluyorsun! Senin hayatın benim tiyatromun dilini kesmeye yetmez” dedi.
Kaynak: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=35110
27 Mart 2007 Salı
27 Mart’ı Daha Fazla Üzmeyelim
Orhan Alkaya
Ustamız Eruğrul Muhsin, “Her yer tiyatrodur”, demiş idi ama tiyatro her yer değildir. İçinden hayat geçen her mekân aynı zamanda tiyatro işlevi ile dönüştürülebilir. Bir banka şubesinin içerisinde tiyatro yapabilirsiniz ya da metro vagonunda, vapurda, kahvehanede... Brezilyalı Augusto Boal yaptı bunu: Ezilenlerin Tiyatrosu. Herkesi oyuncu kıldı. Ama banka şubesi ya da metro vagonu veya vapur, kahvehane tiyatro değildi. Boal ve arkadaşları oraları tiyatrolaştırıyordu.
Tiyatro, esasen, tiyatro binasında yapılır. Camide, kilisede, havrada, tapınakta nasıl ibadet ediliyor, huzur aranıyor ise, tiyatro binasında da oyun seyredilir, buluşulur, dağılınır, arınılır... yenilenir varlık. Gün boyu birkaç kuruş mübadele değeri için çırpınıp duran, gün sonunda, doğduğu anki ilk çığlığı ayrımsar. Güler, ağlar.
Çok zamandır bir virüs dolaşıyor bünyemizde: Çok amaçlı virüs! Bu virüsün sayrıladığı binalarda, “sözde” her şey yapılabiliyor. Çok amaçlı virüs, ayrıntıları silip atıyor, geriye en kabasından bir tarif kütlesi kalıyor. Çok amaçlı virüsün bulaştığı binalarda, sofita, akustik, portal ağzı, derinlik, ışık açıları, kulis girişleri, avant-scene vb. önemsizleşiyor.
Bu virüs, ticaret sahası ile ibadet sahasını buluşturarak işe koyulmuştu. Hatırlayabildiğim, sembol değeri taşıyan ilk örnek, Vedat Dalokay’ın Kocatepe Camii idi. Şimdilerde, ticaret sahasını sanat sahasına “büyük ağabey” kılmaya istekli, görünen o.
Öyleyse, silkinelim, yekinelim ve bu virüsü bünyemizden kovalayalım. Çünkü artık dipteyiz. Kuvarkların etkin gücüne en fazla şimdi ihtiyacımız var. Yoksa Angela Merkel haklı çıkacak!
Almanya Şansölyesi Merkel, malûm, Türkiye’yi periferi ülkesi olarak tarif etmekte çekincesizdir. Kızmadan önce, bir de onun ülkesine bakalım: Almanya’da 6000 müze (600’ü sanat müzesi); 150 devlet-belediye tiyatrosu, 280 özel tiyatro (sadece Berlin’de 147 tiyatro) var. Bu tiyatroların büyük kısmının bağımsız binaları olduğunu eklememe bilmem gerek var mı? Almanya’da yılda 35 milyon tiyatro bileti satılıyor, 110 bin gösterim yapılıyor, 5800 (adet) oyun perde açıyor, 360 Almanya-Dünya prömiyeri yapılıyor ve Almanya’da 130’dan fazla konser salonu ve opera binası, 140 profesyonel orkestra, 14 bin kütüphane hizmet veriyor. Bu rakamları, 2010’da Dünya Kültür Başkenti olarak Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanan İstanbul ile kıyaslamaya var mıyız?
Gelişmişlik endeksine uyan kentlerin merkezleri, sosyal ve kültürel aktivitelerin gerçekleştirildiği “bağımsız” mekânlarla donatılmıştır. 1930’ların başında hayali kurulmaya başlanan, 1946’da temeli atılan, 1969’da Kültür Sarayı adı ile açılan, 1970’de yanan, 1978’de Atatürk Kültür Merkezi adı ile kapılarını açan bina, İstanbul’un “tek” opera binasıdır, bale salonudur, konser salonudur. Yanı sıra kültürel sahadaki öte yoksulluktan ötürü çok amaçlılaştırılmıştır, İstanbul’un en büyük tiyatro salonu buradadır; Oda Tiyatrosu, sinema salonu, sergi salonu cabası.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ise kentin merkezindeki en önemli bağımsız tiyatro binasıdır. 1970’in 7 Ocak’ından bu yana kesintisiz perde açan bir tiyatro belleğidir. Kentin, diğer en büyük ve donanımlı tiyatro salonu bu binadadır. 93 yıllık tarihiyle Türkiye’nin kültürel mirası olan İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun merkez binasıdır ve çok amaçlı virüsün bulaşmadığı nadir örnektir.
Koruyalım, üzerlerine titreyelim ve hızla yeni tiyatro binaları, opera binaları, konser salonları inşa edelim. İstanbul’u layık olduğu prestije ancak bu “kültürel yeniden yapılandırma” felsefesi ile ulaştırabiliriz. Merkel(ler)i haklı çıkartmak için göstereceğimiz her “çaba” ise, 27 Mart’ı daha üzgün kılacak, açıktır.
Haydi öyleyse, 27 Mart’ı kutlamayı hak edelim.
Kaynak: http://www.herkesetiyatro.com/yota.html
Ustamız Eruğrul Muhsin, “Her yer tiyatrodur”, demiş idi ama tiyatro her yer değildir. İçinden hayat geçen her mekân aynı zamanda tiyatro işlevi ile dönüştürülebilir. Bir banka şubesinin içerisinde tiyatro yapabilirsiniz ya da metro vagonunda, vapurda, kahvehanede... Brezilyalı Augusto Boal yaptı bunu: Ezilenlerin Tiyatrosu. Herkesi oyuncu kıldı. Ama banka şubesi ya da metro vagonu veya vapur, kahvehane tiyatro değildi. Boal ve arkadaşları oraları tiyatrolaştırıyordu.
Tiyatro, esasen, tiyatro binasında yapılır. Camide, kilisede, havrada, tapınakta nasıl ibadet ediliyor, huzur aranıyor ise, tiyatro binasında da oyun seyredilir, buluşulur, dağılınır, arınılır... yenilenir varlık. Gün boyu birkaç kuruş mübadele değeri için çırpınıp duran, gün sonunda, doğduğu anki ilk çığlığı ayrımsar. Güler, ağlar.
Çok zamandır bir virüs dolaşıyor bünyemizde: Çok amaçlı virüs! Bu virüsün sayrıladığı binalarda, “sözde” her şey yapılabiliyor. Çok amaçlı virüs, ayrıntıları silip atıyor, geriye en kabasından bir tarif kütlesi kalıyor. Çok amaçlı virüsün bulaştığı binalarda, sofita, akustik, portal ağzı, derinlik, ışık açıları, kulis girişleri, avant-scene vb. önemsizleşiyor.
Bu virüs, ticaret sahası ile ibadet sahasını buluşturarak işe koyulmuştu. Hatırlayabildiğim, sembol değeri taşıyan ilk örnek, Vedat Dalokay’ın Kocatepe Camii idi. Şimdilerde, ticaret sahasını sanat sahasına “büyük ağabey” kılmaya istekli, görünen o.
Öyleyse, silkinelim, yekinelim ve bu virüsü bünyemizden kovalayalım. Çünkü artık dipteyiz. Kuvarkların etkin gücüne en fazla şimdi ihtiyacımız var. Yoksa Angela Merkel haklı çıkacak!
Almanya Şansölyesi Merkel, malûm, Türkiye’yi periferi ülkesi olarak tarif etmekte çekincesizdir. Kızmadan önce, bir de onun ülkesine bakalım: Almanya’da 6000 müze (600’ü sanat müzesi); 150 devlet-belediye tiyatrosu, 280 özel tiyatro (sadece Berlin’de 147 tiyatro) var. Bu tiyatroların büyük kısmının bağımsız binaları olduğunu eklememe bilmem gerek var mı? Almanya’da yılda 35 milyon tiyatro bileti satılıyor, 110 bin gösterim yapılıyor, 5800 (adet) oyun perde açıyor, 360 Almanya-Dünya prömiyeri yapılıyor ve Almanya’da 130’dan fazla konser salonu ve opera binası, 140 profesyonel orkestra, 14 bin kütüphane hizmet veriyor. Bu rakamları, 2010’da Dünya Kültür Başkenti olarak Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanan İstanbul ile kıyaslamaya var mıyız?
Gelişmişlik endeksine uyan kentlerin merkezleri, sosyal ve kültürel aktivitelerin gerçekleştirildiği “bağımsız” mekânlarla donatılmıştır. 1930’ların başında hayali kurulmaya başlanan, 1946’da temeli atılan, 1969’da Kültür Sarayı adı ile açılan, 1970’de yanan, 1978’de Atatürk Kültür Merkezi adı ile kapılarını açan bina, İstanbul’un “tek” opera binasıdır, bale salonudur, konser salonudur. Yanı sıra kültürel sahadaki öte yoksulluktan ötürü çok amaçlılaştırılmıştır, İstanbul’un en büyük tiyatro salonu buradadır; Oda Tiyatrosu, sinema salonu, sergi salonu cabası.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ise kentin merkezindeki en önemli bağımsız tiyatro binasıdır. 1970’in 7 Ocak’ından bu yana kesintisiz perde açan bir tiyatro belleğidir. Kentin, diğer en büyük ve donanımlı tiyatro salonu bu binadadır. 93 yıllık tarihiyle Türkiye’nin kültürel mirası olan İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun merkez binasıdır ve çok amaçlı virüsün bulaşmadığı nadir örnektir.
Koruyalım, üzerlerine titreyelim ve hızla yeni tiyatro binaları, opera binaları, konser salonları inşa edelim. İstanbul’u layık olduğu prestije ancak bu “kültürel yeniden yapılandırma” felsefesi ile ulaştırabiliriz. Merkel(ler)i haklı çıkartmak için göstereceğimiz her “çaba” ise, 27 Mart’ı daha üzgün kılacak, açıktır.
Haydi öyleyse, 27 Mart’ı kutlamayı hak edelim.
Kaynak: http://www.herkesetiyatro.com/yota.html
Tiyatrocuların gözüne uyku girmiyor
27 Mart 2007
Sezon başından beri 'diken üstünde' olan tiyatrocular, Dünya Tiyatro Günü'nde yine meydanlarda. Bu yılki kutlamalar, tiyatronun alışılagelmiş sorunları yerine bütünüyle 'mekân'a odaklandı.
Tiyatrocuların gündeminde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM'nin yıkılmasıyla ilgili gelişmeler vardı. Sanatçılar, 'yarın' çok geç olur korkusuyla, sokaklara 'dün'den çıktı. Oyuncular, yönetmenler, sanat ve sanatçı örgütleri ile sanatseverler, dün saat 11.00'den itibaren Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) avlusunda buluştu, kendileri avluya sığmayıp kaldırıma, sesleri de tüm meydana taştı. Bugüne dek görülmemiş bir çabuklukla birbirine kenetlenerek AKM'nin önünde toplanan 14 tiyatro ve sanat derneğine, sendika ve sivil toplum kuruluşları da eklendi.
Hükümet ve belediyenin sanata karşı tavrını kınayan, tiyatro salonlarının yıkımlarını sanatçı duyarlılığına yakışır şekilde şarkılı, aryalı ve oyunlu protesto eden program, balerin Murat İlter'in önceki gün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Dünya Tiyatro Günü etkinliklerini, önceki gün, programını 'üç gün üç gece'ye yayan Gençlik Tiyatroları Oluşumu başlatmıştı. Dün Orhan Şallıel yönetimindeki aryaların sesiyle süren toplantının duyulan ilk kelimesi, "Uyumayalım" oldu. Melih Cevdet Anday'ın "Uyuyamayacaksın / Düzelmeden memleketinin hali / Düzelmeden dünyanın hali / Gözüne uyku girmez ki / Uyumayacaksın" dediği gibi.
İlk oyun, günün ilk saatlerinde
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği temsilcisi Orhan Kurtuldu'nun açılış konuşmasından sonra Orhan Aydın, Dünya Tiyatro Günü karşı bildirisini okudu: "Muhsin Ertuğrul ve AKM yıkılmak üzere, tehlikenin farkında mısınız?" diye soran Aydın, Anayasa'nın kendilerine verdiği hakları sonuna kadar kullanacaklarını söyledi. Bu konuşmanın ardından Kongre Vadisi ihalesinin yapılacağı 5 Nisan'da ilgili yerde yeniden toplanmak üzere sözleşildi. Meslek örgütlerinin bildirilerini Sezen Aksu'nun 'Ah İstanbul' parçası izledi. Sanatçılara yakışır bir şekilde aryalarla başlayan program yine sanatçılara yakışır şekilde şiir ve danslarla sona erdi. 2007 Dünya Tiyatrolar Günü, dünyanın bir başka sanat kenti Paris'te UNESCO özel etkinlikleriyle kutlanıyor. Bu yıl ilk kez bir Müslüman'ın Birleşik Arab Emirlikleri'nden Dr. Sultan bin Muhammed el Kasimi'nin okuduğu uluslararası bildiri, bugün aynı anda tüm dünya sahnelerinden okunacak. Paris'teki etkinliklerde ülkemizi Tiyatro Egitim Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Erdem temsil ediyor. Bu yılki ulusal bildiriyi ise eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Bozkurt Kuruç kaleme aldı.
Bugün tüm topluluklar perdelerini ücretsiz açıyor. Günün ilk oyunu, eski yıllarda olduğu gibi günün ilk saatlerinde Oda Tiyatrosu'nda gerçekleşecek. Devlet Tiyatroları, 12 bölgede 20 değişik oyunu ücretsiz sahnelerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın da tüm gösterimleri ücretsiz. Tiyatro Tİ'nin yeni sezon oyunu 'Başkan ve Hayalet' bugün Denizli'de, yarın Kuşadası'nda tiyatroseverlerle buluşacak. Tiyatro Dot ise 'Dot 27 Mart Toplantıları' başlığıyla bir hafta sürecek toplantılarda tiyatronun çeşitli sorunlarını tartışacak. Toplantıların ilki 'Tiyatronun derdi ne?' bugün saat 19.00'da Beyoğlu Mısır Apartmanı'nda.
Jülide Karahan
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=519392
Sezon başından beri 'diken üstünde' olan tiyatrocular, Dünya Tiyatro Günü'nde yine meydanlarda. Bu yılki kutlamalar, tiyatronun alışılagelmiş sorunları yerine bütünüyle 'mekân'a odaklandı.
Tiyatrocuların gündeminde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM'nin yıkılmasıyla ilgili gelişmeler vardı. Sanatçılar, 'yarın' çok geç olur korkusuyla, sokaklara 'dün'den çıktı. Oyuncular, yönetmenler, sanat ve sanatçı örgütleri ile sanatseverler, dün saat 11.00'den itibaren Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) avlusunda buluştu, kendileri avluya sığmayıp kaldırıma, sesleri de tüm meydana taştı. Bugüne dek görülmemiş bir çabuklukla birbirine kenetlenerek AKM'nin önünde toplanan 14 tiyatro ve sanat derneğine, sendika ve sivil toplum kuruluşları da eklendi.
Hükümet ve belediyenin sanata karşı tavrını kınayan, tiyatro salonlarının yıkımlarını sanatçı duyarlılığına yakışır şekilde şarkılı, aryalı ve oyunlu protesto eden program, balerin Murat İlter'in önceki gün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Dünya Tiyatro Günü etkinliklerini, önceki gün, programını 'üç gün üç gece'ye yayan Gençlik Tiyatroları Oluşumu başlatmıştı. Dün Orhan Şallıel yönetimindeki aryaların sesiyle süren toplantının duyulan ilk kelimesi, "Uyumayalım" oldu. Melih Cevdet Anday'ın "Uyuyamayacaksın / Düzelmeden memleketinin hali / Düzelmeden dünyanın hali / Gözüne uyku girmez ki / Uyumayacaksın" dediği gibi.
İlk oyun, günün ilk saatlerinde
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği temsilcisi Orhan Kurtuldu'nun açılış konuşmasından sonra Orhan Aydın, Dünya Tiyatro Günü karşı bildirisini okudu: "Muhsin Ertuğrul ve AKM yıkılmak üzere, tehlikenin farkında mısınız?" diye soran Aydın, Anayasa'nın kendilerine verdiği hakları sonuna kadar kullanacaklarını söyledi. Bu konuşmanın ardından Kongre Vadisi ihalesinin yapılacağı 5 Nisan'da ilgili yerde yeniden toplanmak üzere sözleşildi. Meslek örgütlerinin bildirilerini Sezen Aksu'nun 'Ah İstanbul' parçası izledi. Sanatçılara yakışır bir şekilde aryalarla başlayan program yine sanatçılara yakışır şekilde şiir ve danslarla sona erdi. 2007 Dünya Tiyatrolar Günü, dünyanın bir başka sanat kenti Paris'te UNESCO özel etkinlikleriyle kutlanıyor. Bu yıl ilk kez bir Müslüman'ın Birleşik Arab Emirlikleri'nden Dr. Sultan bin Muhammed el Kasimi'nin okuduğu uluslararası bildiri, bugün aynı anda tüm dünya sahnelerinden okunacak. Paris'teki etkinliklerde ülkemizi Tiyatro Egitim Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Erdem temsil ediyor. Bu yılki ulusal bildiriyi ise eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Bozkurt Kuruç kaleme aldı.
Bugün tüm topluluklar perdelerini ücretsiz açıyor. Günün ilk oyunu, eski yıllarda olduğu gibi günün ilk saatlerinde Oda Tiyatrosu'nda gerçekleşecek. Devlet Tiyatroları, 12 bölgede 20 değişik oyunu ücretsiz sahnelerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın da tüm gösterimleri ücretsiz. Tiyatro Tİ'nin yeni sezon oyunu 'Başkan ve Hayalet' bugün Denizli'de, yarın Kuşadası'nda tiyatroseverlerle buluşacak. Tiyatro Dot ise 'Dot 27 Mart Toplantıları' başlığıyla bir hafta sürecek toplantılarda tiyatronun çeşitli sorunlarını tartışacak. Toplantıların ilki 'Tiyatronun derdi ne?' bugün saat 19.00'da Beyoğlu Mısır Apartmanı'nda.
Jülide Karahan
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=519392
26 Mart 2007 Pazartesi
Sanatçılar AKP'yi protesto etti
26.03.2007
Atatürk Kültür Merkezi çalışanları, tiyatro oyuncuları, bale ve opera sanatçıları, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinden yüzlerce kişi, Dünya Tiyatro Günü’nde AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması kararını protesto etti.
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, bale ve opera sanatçıları, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinden yüzlerce kişi, Dünya Tiyatro Günü’nde AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması kararını protesto etti.
TOBAV, DETİS, Kültür Sanat Sen, TOMEB, IŞIK Der, Ankaram Platformu’nun da aralarında bulunduğu 14 örgüt, Dünya Tiyatrolar Günü’nde tiyatroya yönelik saldırıları, AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılması kararlarını AKM’nin önüne kurdukları sahneden konuşmalar, türküler, şiirler, aryalar ve dans gösterileriyle protesto etti.
Rutkay Aziz, Orhan Aklaya, Nedim Saban, Ataol Behramoğlu, Ayla Algan, Cahit Berkay, Hüsnü Şenlendirici, Yusuf Çetin, Müeddet Günbay, Suavi’nin de aralarında bulunduğu sanatçılar, sivil toplum örgütü temsilcileri, öğrenciler, “Sanatçımız sokağa çıkmalıdır”, “AKM yıkılamaz”, “Tiyatro emekçisi yalnız değildir”, “Karanlığa hayır, sanata evet” yazılı pankart ve tiyatronun duayenlerin isimlerinin bulunduğu dövizler açtı.
Devlet opera ve bale sanatçılarının aryalarıyla başlayan protesto gösterisinde, Ataol Behramoğlu şiir okudu, Hüsnü Şenlendirici, Orhan Şanlıer ve Cahit Berkay, Ah İstanbul ve Selvi Boylum Al Yazmalım şarkılarını seslendirdi, Emin İgüs de bağlamasıyla türkü söyledi.
“TİYATRODA NEYİN NE YAPILACAĞINA TİYATROCULAR KARAR VERİR”
14 meslek örgütü adına yapılan ortak açıklamada, Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Lemi Bilgin’in görevden alınmasının ardından özel tiyatrolara yapılan yardımın ortadan kaldırılması, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın bilet fiyatlarının 1 lira, 50 kuruş gibi fiyatlara indirilmesi, özel tiyatroların turnelerde sembolik bir kira ödeyerek oynadığı devlete ait salonların kiralarının fahiş fiyatlara çıkarılması, yasaklanan oyunlarının birbirini izleyen sorunlar olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, devlet ve şehir tiyatrolarında yaşananların, akıl almaz bir aymazlık olarak nitelendirildi ve sistemin bu kurumları gözden çıkardığı kaydedildi. Açıklamada, “Amaç açıktır; ya siyasi iktidarın yani emperyalizmin dümen suyunda tiyatro yapılacak ya da gereği yapılacak. Yağma yok! Tiyatro başı dik, onurlu yoluna devam edecektir. Tiyatroda neyin ne yapılacağına tiyatrocular karar verir” denildi.
Ataol Behramoğlu da konuşmasında, AKP iktidarını eleştirerek, “AKP’nin kültürü ’camiler kubbemiz, minareler süngümüz’ sözüyle sınırlı kalıyor. Ellerinden gelse Anıtkabiri yıkarlar, yerine Ortadoğu’nun en büyük camiini yaparlar, ticaret yerini yaparlar. AKM değil, AKP yıkılacak” dedi.
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da, sanatçıların yanında olduklarını belirterek, “Uyuyan Kültür Bakanı uyandı her fırsatta AKM’yi yıkmakla uğraşıyor” diye konuştu.
"AKM'Yİ YIKTIRMAYALIM, DOZERLERİN ÖNÜNE YATALIM"
Şehir Tiyatroları Derneği’nden Haşmet Zeybek ise, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz’in “2009’da Şehir Tiyatrosu Sahnesinde toplanacağım” sözleri üzerine Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmak istediğini dile getirerek, “Sen kim oluyorsun! Senin hayatın benim tiyatromun dilini kesmeye yetmez” dedi.
Uluslar arası Eleştirmenler Birliği Başkanı Üstün Akman da, AKP döneminde sanata ve sanatçıya yönelik saldırıların arttığını vurgulayarak, tiyatroların “Mezarlıklar Müdürlüğü”ne çevrildiğini, sanat kurumlarına yönelik sistemli saldırıların yapıldığını söyledi. Akman, “AKM’yi yıktırmayalım, dozerlerin önüne yatalım” sözleriyle, herkesi ortak mücadeleye çağırdı.
Tiyatro Sanatçısı Nedim Saban ise, “Meclis merkezinin yıkılmasını, yerine kültür merkezi yapılmasını istiyoruz” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Meslek örgütü temsilcilerinin konuşmalarıyla devam eden protesto gösterisi, Devlet ve Opera Balesi sanatçılarının Cumhuriyet filmi müziğini seslendirmeleriyle sona erdi.
Protestoya, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği(TOMEB), TOBAV Genel Merkezi, Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kültür Sanat-Sen, Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği(OYÇED), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN), Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Derneği(ÇOGED) Uluslar arası Tiyatro Eleştirmenleri Derneği, Gençlik Tiyatroları Oluşumu, Opera Klüp Derneği üyeleri destek verdi.
ANKA
Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=18482&cat=110&dt=2007/03/26
Atatürk Kültür Merkezi çalışanları, tiyatro oyuncuları, bale ve opera sanatçıları, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinden yüzlerce kişi, Dünya Tiyatro Günü’nde AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması kararını protesto etti.
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, bale ve opera sanatçıları, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerinden yüzlerce kişi, Dünya Tiyatro Günü’nde AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması kararını protesto etti.
TOBAV, DETİS, Kültür Sanat Sen, TOMEB, IŞIK Der, Ankaram Platformu’nun da aralarında bulunduğu 14 örgüt, Dünya Tiyatrolar Günü’nde tiyatroya yönelik saldırıları, AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılması kararlarını AKM’nin önüne kurdukları sahneden konuşmalar, türküler, şiirler, aryalar ve dans gösterileriyle protesto etti.
Rutkay Aziz, Orhan Aklaya, Nedim Saban, Ataol Behramoğlu, Ayla Algan, Cahit Berkay, Hüsnü Şenlendirici, Yusuf Çetin, Müeddet Günbay, Suavi’nin de aralarında bulunduğu sanatçılar, sivil toplum örgütü temsilcileri, öğrenciler, “Sanatçımız sokağa çıkmalıdır”, “AKM yıkılamaz”, “Tiyatro emekçisi yalnız değildir”, “Karanlığa hayır, sanata evet” yazılı pankart ve tiyatronun duayenlerin isimlerinin bulunduğu dövizler açtı.
Devlet opera ve bale sanatçılarının aryalarıyla başlayan protesto gösterisinde, Ataol Behramoğlu şiir okudu, Hüsnü Şenlendirici, Orhan Şanlıer ve Cahit Berkay, Ah İstanbul ve Selvi Boylum Al Yazmalım şarkılarını seslendirdi, Emin İgüs de bağlamasıyla türkü söyledi.
“TİYATRODA NEYİN NE YAPILACAĞINA TİYATROCULAR KARAR VERİR”
14 meslek örgütü adına yapılan ortak açıklamada, Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü Lemi Bilgin’in görevden alınmasının ardından özel tiyatrolara yapılan yardımın ortadan kaldırılması, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın bilet fiyatlarının 1 lira, 50 kuruş gibi fiyatlara indirilmesi, özel tiyatroların turnelerde sembolik bir kira ödeyerek oynadığı devlete ait salonların kiralarının fahiş fiyatlara çıkarılması, yasaklanan oyunlarının birbirini izleyen sorunlar olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, devlet ve şehir tiyatrolarında yaşananların, akıl almaz bir aymazlık olarak nitelendirildi ve sistemin bu kurumları gözden çıkardığı kaydedildi. Açıklamada, “Amaç açıktır; ya siyasi iktidarın yani emperyalizmin dümen suyunda tiyatro yapılacak ya da gereği yapılacak. Yağma yok! Tiyatro başı dik, onurlu yoluna devam edecektir. Tiyatroda neyin ne yapılacağına tiyatrocular karar verir” denildi.
Ataol Behramoğlu da konuşmasında, AKP iktidarını eleştirerek, “AKP’nin kültürü ’camiler kubbemiz, minareler süngümüz’ sözüyle sınırlı kalıyor. Ellerinden gelse Anıtkabiri yıkarlar, yerine Ortadoğu’nun en büyük camiini yaparlar, ticaret yerini yaparlar. AKM değil, AKP yıkılacak” dedi.
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul da, sanatçıların yanında olduklarını belirterek, “Uyuyan Kültür Bakanı uyandı her fırsatta AKM’yi yıkmakla uğraşıyor” diye konuştu.
"AKM'Yİ YIKTIRMAYALIM, DOZERLERİN ÖNÜNE YATALIM"
Şehir Tiyatroları Derneği’nden Haşmet Zeybek ise, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz’in “2009’da Şehir Tiyatrosu Sahnesinde toplanacağım” sözleri üzerine Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmak istediğini dile getirerek, “Sen kim oluyorsun! Senin hayatın benim tiyatromun dilini kesmeye yetmez” dedi.
Uluslar arası Eleştirmenler Birliği Başkanı Üstün Akman da, AKP döneminde sanata ve sanatçıya yönelik saldırıların arttığını vurgulayarak, tiyatroların “Mezarlıklar Müdürlüğü”ne çevrildiğini, sanat kurumlarına yönelik sistemli saldırıların yapıldığını söyledi. Akman, “AKM’yi yıktırmayalım, dozerlerin önüne yatalım” sözleriyle, herkesi ortak mücadeleye çağırdı.
Tiyatro Sanatçısı Nedim Saban ise, “Meclis merkezinin yıkılmasını, yerine kültür merkezi yapılmasını istiyoruz” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Meslek örgütü temsilcilerinin konuşmalarıyla devam eden protesto gösterisi, Devlet ve Opera Balesi sanatçılarının Cumhuriyet filmi müziğini seslendirmeleriyle sona erdi.
Protestoya, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği(TOMEB), TOBAV Genel Merkezi, Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kültür Sanat-Sen, Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği(OYÇED), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN), Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Derneği(ÇOGED) Uluslar arası Tiyatro Eleştirmenleri Derneği, Gençlik Tiyatroları Oluşumu, Opera Klüp Derneği üyeleri destek verdi.
ANKA
Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=18482&cat=110&dt=2007/03/26
Tiyatrocular: AKM değil, AKP yıkılsın
(26.03.2007)
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle bugün sanatçılar, “Karanlığa karşı sanat cephesi buluşuyor” adı altında Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde eylem yaptı, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yıkma girişimlerini kınadı.
“Karanlığa hayır, sanata evet”, “Tiyatro emekçileri yalnız değildir” pankartlarının ve “Sanat önce yakıldı, şimdi yıkılıyor”, “Tiyatro savaşa karşıdır”, “AKM yıkılamaz”, “AKM değil, AKP yıkılsın”, “Tiyatro düşmanı AKP” dövizlerinin açıldığı eyleme bine yakın kişi katıldı.
Sahnelerimiz barışın ve kardeşliğin çiçek bahçesi olacak
AKM önünde bir araya gelen aydınlar, sanatçılar, emekçiler adına ilk sözü tiyatro oyuncusu Orhan Aydın aldı. Aydın, sistemin sanat kurumlarını gözden çıkarıldığını belirterek, geçtiğimiz tiyatro mevsimi sonunda, özel tiyatrolara yapılan yardımın ortadan kaldırılmasının, İstanbul Şehir Tiyatroları'nın bilet fiyatlarının 1 liraya indirilmesinin, oyunların yasaklanmasının bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Siyasi iktidarın emperyalizmin düzen suyunda tiyatro dayatmasında bulunduğunu ifade eden Aydın, “Yağma yok! Tiyatro başı dik ve onurlu yoluna devam edecektir. Tiyatroda neyin nasıl yapılacağına tiyatrocular karar verecektir” şeklinde konuştu. Aydın, dünya ve Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunların farkında olduklarını belirterek, perdelerinin her zamankinden daha çok bağımsızlık, eşitlik, özgürlük için açılacağını söyledi ve “Sahnelerimiz barışın ve kardeşliğin çiçek bahçeleri olacak” vurgusunda bulundu. Demokrasi bir sanat kültürü olarak algılanmalı
Aydın'ın ardından sözü Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı (TOBAV) üyesi Tamer Levent aldı. Levent açıklamasında, Türkiye'nin bilime ve kültürel gelişmeye değer vermeksizin bir gelişim kaydedemeyeceğinin bilincine varmak zorunda olduğunu kaydetti. Hükümetin, talep ettikleri kültürel gelişmeyi gerçekleştirmesi mümkün olmayan vizyonsuz, misyonsuz insanları sorumlu mevkilere getirdiğini belirten Levent, hükümetin bunu bilerek yaptığını ve Türkiye'nin kültürel gelişmelerine, özensiz, kaba ve hınçla yaklaşarak, aynı ülke içinde birbirine hınç duyan taraflar yaratmaya çalıştığını ifade etti. Demokrasi kültürünün bir sanat kültürü olarak algılanması ve sanatın bir yaşam felsefesi haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Levent, halkı ve duyarlı kamuoyunu mücadelelerinde yanlarında olmaya davet etti.
Eylemde, KESK'e bağlı Kültür Sanat-Sen, Makine Mühendisler Odası, Şehir Tiyatroları Derneği, Uluslararası Eleştirmenler Birliği Türkiye Derneği, Oyun Yazarları Derneği ve Tiyatro Yapımcıları Derneği adına da konuşmalar yapıldı. Etkinlikte Hüsnü Şenlendirici, Cahit Berkay, Ufuk Karakoç müzik dinletisi verirken, Ataol Behramoğlu şiir okudu. Eylem, Devlet Operası sanatçılarının verdiği dinletiyle son buldu.
Kaynak: http://www.atilim.org/haberler/2007/03/26/Tiyatrocular__AKM_degil__AKP_yikils%C4%B1n.html
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle bugün sanatçılar, “Karanlığa karşı sanat cephesi buluşuyor” adı altında Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde eylem yaptı, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yıkma girişimlerini kınadı.
“Karanlığa hayır, sanata evet”, “Tiyatro emekçileri yalnız değildir” pankartlarının ve “Sanat önce yakıldı, şimdi yıkılıyor”, “Tiyatro savaşa karşıdır”, “AKM yıkılamaz”, “AKM değil, AKP yıkılsın”, “Tiyatro düşmanı AKP” dövizlerinin açıldığı eyleme bine yakın kişi katıldı.
Sahnelerimiz barışın ve kardeşliğin çiçek bahçesi olacak
AKM önünde bir araya gelen aydınlar, sanatçılar, emekçiler adına ilk sözü tiyatro oyuncusu Orhan Aydın aldı. Aydın, sistemin sanat kurumlarını gözden çıkarıldığını belirterek, geçtiğimiz tiyatro mevsimi sonunda, özel tiyatrolara yapılan yardımın ortadan kaldırılmasının, İstanbul Şehir Tiyatroları'nın bilet fiyatlarının 1 liraya indirilmesinin, oyunların yasaklanmasının bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Siyasi iktidarın emperyalizmin düzen suyunda tiyatro dayatmasında bulunduğunu ifade eden Aydın, “Yağma yok! Tiyatro başı dik ve onurlu yoluna devam edecektir. Tiyatroda neyin nasıl yapılacağına tiyatrocular karar verecektir” şeklinde konuştu. Aydın, dünya ve Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunların farkında olduklarını belirterek, perdelerinin her zamankinden daha çok bağımsızlık, eşitlik, özgürlük için açılacağını söyledi ve “Sahnelerimiz barışın ve kardeşliğin çiçek bahçeleri olacak” vurgusunda bulundu. Demokrasi bir sanat kültürü olarak algılanmalı
Aydın'ın ardından sözü Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı (TOBAV) üyesi Tamer Levent aldı. Levent açıklamasında, Türkiye'nin bilime ve kültürel gelişmeye değer vermeksizin bir gelişim kaydedemeyeceğinin bilincine varmak zorunda olduğunu kaydetti. Hükümetin, talep ettikleri kültürel gelişmeyi gerçekleştirmesi mümkün olmayan vizyonsuz, misyonsuz insanları sorumlu mevkilere getirdiğini belirten Levent, hükümetin bunu bilerek yaptığını ve Türkiye'nin kültürel gelişmelerine, özensiz, kaba ve hınçla yaklaşarak, aynı ülke içinde birbirine hınç duyan taraflar yaratmaya çalıştığını ifade etti. Demokrasi kültürünün bir sanat kültürü olarak algılanması ve sanatın bir yaşam felsefesi haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Levent, halkı ve duyarlı kamuoyunu mücadelelerinde yanlarında olmaya davet etti.
Eylemde, KESK'e bağlı Kültür Sanat-Sen, Makine Mühendisler Odası, Şehir Tiyatroları Derneği, Uluslararası Eleştirmenler Birliği Türkiye Derneği, Oyun Yazarları Derneği ve Tiyatro Yapımcıları Derneği adına da konuşmalar yapıldı. Etkinlikte Hüsnü Şenlendirici, Cahit Berkay, Ufuk Karakoç müzik dinletisi verirken, Ataol Behramoğlu şiir okudu. Eylem, Devlet Operası sanatçılarının verdiği dinletiyle son buldu.
Kaynak: http://www.atilim.org/haberler/2007/03/26/Tiyatrocular__AKM_degil__AKP_yikils%C4%B1n.html
25 Mart 2007 Pazar
Tiyatro Direniyor
Zeynep ORAL
Yalan söyleyenlerin, talan edenlerin sahnelerde hep başrolü kaptığı, en çok alkışlandığı...Alkışlanmak için yalana, talana, kolaya sarılmayanların, unutulmanın karanlık dehlizlerinde boğulmaya terk edildikleri...Alkışlananların, bir türlü doymayıp habire kabaran iştahla daha çok güç, daha çok şan şöhret, daha çok mal mülk diye, " her yol mubahtır "a yöneldiği...
Alkışlayanların ise neyi ve niçin alkışladıklarını pek de farkında ve bilincinde olmadıkları bir ortamda ve bir dönemdeyiz...
İki gün sonra Dünya Tiyatro Günü...
Dünya Tiyatro Günü'nde Hamlet giriyor kanıma ve " Kokuşmuş bir şeyler var bu ülkede " diye fısıldıyor.
Dünya Tiyatro Günü'nde, Türkiye'de tiyatrolar direniyor.
Yaşayabilmek için, ödün vermemek için, işlerini yapabilmek için, yaratıcılığını, özlemlerini, düş gücünü, düşüncelerini ve duyarlığını ortaya koyabilmek için, izleyicisiyle buluşabilmek için direniyor.
Tiyatrolar, iktidara karşı direniyor.
Bu iktidar tiyatroya düşman. Geçen mevsimden bu mevsime sorunlar katlanarak büyüdü ve büyüyor...
Önce özel tiyatrolara devlet desteği kesildi. Özel tiyatroların önemli bir gelirini oluşturan turneler ya engellendi ya da turneye çıkabilmelerini zorlaştırıcı yollar denendi...
Ardından Devlet Tiyatroları'nın başarılı genel müdürü Lemi Bilgin görevden alındı. Vekâleten bu göreve getirilen Mine Acar 'la birlikte Devlet Tiyatroları, için için kaynamaya başladı. Yönetmelik değişiklikleriyle bir yandan iktidar yanlısı bir kadrolaşma, hukuksuz atamalar, iktidar yanlısı olmayanların dışlanması ve baskı görmesi birbirini izledi. ( Ayrıntılara girmeyeceğim, basından Devlet Tiyatroları'nın, ortaya koydukları işlerden çok polemiklerle gündeme geldiğini basından izliyorsunuzdur .)
Kültür Bakanı Atilla Koç 'un " AKM'yi yıkacağız, o iş bitmiştir " sözleri akıllardan silinmeden ( o yapının yıkılması da mahkemelik ve kolay çözümleneceğe benzemiyor ) şimdi de Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait Harbiye Şehir Tiyatrosu topun ağzında...
Düşünebiliyor musunuz, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun yıkılacağını, oranın Kongre Vadisi olacağını ve Kongre Vadisi'nde Şehir Tiyatrosu'na yer olmadığını Şehir Tiyatroları yöneticisi, yönetim kurulu ve sanatçıları, gazete haberlerinden öğreniyor! 93 yıllık bir sanat yuvasının en önemli sahnesi ve merkezi durumundaki yapıya Kongre Vadisi'nde yer yok...
Gözünü rant gelirlerine dikmiş iktidarın umurunda mı AKM ya da Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu?
Bu kararları alanlar , hiç adımlarını atmışlar mı oraya? " Anı belleği " diye bir şey duymuşlar mıdır hiç?
Perdenin kıvrımları arasına gizlenmiş bir tiradı, sahne pervazına takılı kalmış bir repliği, spotların aydınlattığı bir bakışı, izleyiciden gelen solukla kurulan ilişkiyi bilirler mi? Tomas Fasulyacıyan 'ı, Muhsin Ertuğrul 'u, Haldun Taner 'i ve daha nicelerini?
Yarın 26 Mart Pazartesi, saat 11.30'da AKM'nin önünde, tiyatro sanatçıları ve çeşitli sanat kurumları bir araya gelerek benden bin kat daha iyi anlatacaklar sizlere.
Yaşadığımız kentten utanç duymamak istiyorsak şimdi direnmek vaktidir!
25.Mart 2007 Tarihli Cumhuriyet Gazetesinden alinmistir...
Kaynak: http://www.ozgurhaber.net/modules.php?name=News&file=article&sid=379
Yalan söyleyenlerin, talan edenlerin sahnelerde hep başrolü kaptığı, en çok alkışlandığı...Alkışlanmak için yalana, talana, kolaya sarılmayanların, unutulmanın karanlık dehlizlerinde boğulmaya terk edildikleri...Alkışlananların, bir türlü doymayıp habire kabaran iştahla daha çok güç, daha çok şan şöhret, daha çok mal mülk diye, " her yol mubahtır "a yöneldiği...
Alkışlayanların ise neyi ve niçin alkışladıklarını pek de farkında ve bilincinde olmadıkları bir ortamda ve bir dönemdeyiz...
İki gün sonra Dünya Tiyatro Günü...
Dünya Tiyatro Günü'nde Hamlet giriyor kanıma ve " Kokuşmuş bir şeyler var bu ülkede " diye fısıldıyor.
Dünya Tiyatro Günü'nde, Türkiye'de tiyatrolar direniyor.
Yaşayabilmek için, ödün vermemek için, işlerini yapabilmek için, yaratıcılığını, özlemlerini, düş gücünü, düşüncelerini ve duyarlığını ortaya koyabilmek için, izleyicisiyle buluşabilmek için direniyor.
Tiyatrolar, iktidara karşı direniyor.
Bu iktidar tiyatroya düşman. Geçen mevsimden bu mevsime sorunlar katlanarak büyüdü ve büyüyor...
Önce özel tiyatrolara devlet desteği kesildi. Özel tiyatroların önemli bir gelirini oluşturan turneler ya engellendi ya da turneye çıkabilmelerini zorlaştırıcı yollar denendi...
Ardından Devlet Tiyatroları'nın başarılı genel müdürü Lemi Bilgin görevden alındı. Vekâleten bu göreve getirilen Mine Acar 'la birlikte Devlet Tiyatroları, için için kaynamaya başladı. Yönetmelik değişiklikleriyle bir yandan iktidar yanlısı bir kadrolaşma, hukuksuz atamalar, iktidar yanlısı olmayanların dışlanması ve baskı görmesi birbirini izledi. ( Ayrıntılara girmeyeceğim, basından Devlet Tiyatroları'nın, ortaya koydukları işlerden çok polemiklerle gündeme geldiğini basından izliyorsunuzdur .)
Kültür Bakanı Atilla Koç 'un " AKM'yi yıkacağız, o iş bitmiştir " sözleri akıllardan silinmeden ( o yapının yıkılması da mahkemelik ve kolay çözümleneceğe benzemiyor ) şimdi de Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait Harbiye Şehir Tiyatrosu topun ağzında...
Düşünebiliyor musunuz, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun yıkılacağını, oranın Kongre Vadisi olacağını ve Kongre Vadisi'nde Şehir Tiyatrosu'na yer olmadığını Şehir Tiyatroları yöneticisi, yönetim kurulu ve sanatçıları, gazete haberlerinden öğreniyor! 93 yıllık bir sanat yuvasının en önemli sahnesi ve merkezi durumundaki yapıya Kongre Vadisi'nde yer yok...
Gözünü rant gelirlerine dikmiş iktidarın umurunda mı AKM ya da Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu?
Bu kararları alanlar , hiç adımlarını atmışlar mı oraya? " Anı belleği " diye bir şey duymuşlar mıdır hiç?
Perdenin kıvrımları arasına gizlenmiş bir tiradı, sahne pervazına takılı kalmış bir repliği, spotların aydınlattığı bir bakışı, izleyiciden gelen solukla kurulan ilişkiyi bilirler mi? Tomas Fasulyacıyan 'ı, Muhsin Ertuğrul 'u, Haldun Taner 'i ve daha nicelerini?
Yarın 26 Mart Pazartesi, saat 11.30'da AKM'nin önünde, tiyatro sanatçıları ve çeşitli sanat kurumları bir araya gelerek benden bin kat daha iyi anlatacaklar sizlere.
Yaşadığımız kentten utanç duymamak istiyorsak şimdi direnmek vaktidir!
25.Mart 2007 Tarihli Cumhuriyet Gazetesinden alinmistir...
Kaynak: http://www.ozgurhaber.net/modules.php?name=News&file=article&sid=379
24 Mart 2007 Cumartesi
Hiç Ama Hiç Fark Etmez
Gürol Tonbul
guroltonbul@aksam.com.tr
Firdevs Meydanı’ndaki Saddam Heykeli’ne ilk balyozu vuran halterci Kadim El Cuburi: “O gün çok umutluydum ancak şimdi yaptıklarıma çok pişmanım. Anladım ki tanıdığın şeytan, bilmediğin şeytandan daha iyidir. Şimdi kim dost, kim düşman bilmiyoruz” demiş.
Şimdilerde yıkılan, kapanan sahneler konusunda suskun kalanlar var ya, bir gün inanın El Cuburi’nin sözlerini bile söyleyemeyecekler. Yarattıkları; en azından suskun kalarak destekledikleri ortamın, kaosun rüzgarında onların da yelkenlileri yol alamayacak. Bunun farkına vardıkları gün, çöl ortasında susuz kalanlar gibi vaha arayacaklar ama boşuna...
Sanat ateşinin kentlerin orta yerinde yanmasına izin vermeyenler şimdi de Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ne attılar kirli ellerini. Türkiye Seyahat Acenteleri (TURSAB) tarafından yıkılıp Kongre Vadisi ucube projesine katılmak istenen Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin de yıkılacağı söyleniyor.
Yıkım gerçekleşince Radyoevi müze olacakmış! Açıkhava Tiyatrosu’nun üstü kapatılacak, Kongre Vadisi’ne bağlanacakmış. Sonra Muhsin Ertuğrul Sahnesi de yıkılarak modern bir binaya çevrilecekmiş. Bak, bak bak!
Efendim, İstanbul’un göbeğinde yer alan sanat kurumu Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkımına adım adım geliniyor. Özel tiyatrolara devlet yardımını kestikleri yetmiyormuş gibi, salonlarını da bir bir alıyorlar ellerinden. Devlet Tiyatroları’nda oyuncularının dizilerde oynayıp oynayamayacağı tek sorunmuş gibi bir bardak suda fırtına koparmaya çalışıyorlar. Ama sahneye hiç uğramayan, sadece dizilerde boy gösterenlere ilişkin hiçbir radikal karar yok. Yeni Sahne’nin sadece yeni bölümü ilgilendirdi onları. Şimdi de kadife (!) eldivenleriyle Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yaşam kanallarını tıkamaya çalışıyorlar; hiç ama hiç utanmıyorlar...
Tiyatro ve sahne gösterileri yapacak tek salon kalmayınca kültürün yetkilileri zil takıp oynamaya mı başlayacaklar yoksa? Tiyatro adamı Haşmet Zeybek’in belirttiği gibi, Pekin Operası’nı yıkabilir misiniz? İtalya’daki Piccolo Tiyatro’yu ya da İngiltere’deki Globe Tiyatro’yu ortadan kaldırıp Kongre Vadisi yapacağım diyebilir misiniz? Yanıtı açıktır: Diyemezsiniz...
Ama iş bu güzelim ülkenin tiyatro salonları olunca vur abalıya!
Süleyman Nazif ünlü bir şairimiz. Bir ara kuş beslemeye merak sarmış. Hindistan’dan getirilen bir papağana çocuğu gibi bakarmış...
Bir gün Cenap Şahabettin, ünlü yazarımız, kendisini ziyarete gitmiş. Süleyman Nazif bir yandan papağanının kafesini temizliyor, bir yandan da misafiriyle ilgileniyormuş. Kafesin kapısını bu sohbet anında açık unutmasın mı? Papağan kafesin açık kapısından pırr uçuvermiş...
Süleyman Nazif çok üzülmüş ama Cenap Şahabettin başlamış gülmeye... Süleyman Nazif’in tepesi atmış, “Yahu, bunda gülünecek ne var?” demiş sinirle... Cenap Şahabettin gevrek gevrek gülerken yapıştırmış yanıtını: “A birader, kuş elden gittikten sonra ister ağla, ister gül. Ne fark eder ki?”
Yıllardır sahip olduğumuz tiyatro salonları, elimizden giderse, ister gülün, ister ağlayın, hiç ama hiç fark etmez!
24.03.2007
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=71960,10,75
guroltonbul@aksam.com.tr
Firdevs Meydanı’ndaki Saddam Heykeli’ne ilk balyozu vuran halterci Kadim El Cuburi: “O gün çok umutluydum ancak şimdi yaptıklarıma çok pişmanım. Anladım ki tanıdığın şeytan, bilmediğin şeytandan daha iyidir. Şimdi kim dost, kim düşman bilmiyoruz” demiş.
Şimdilerde yıkılan, kapanan sahneler konusunda suskun kalanlar var ya, bir gün inanın El Cuburi’nin sözlerini bile söyleyemeyecekler. Yarattıkları; en azından suskun kalarak destekledikleri ortamın, kaosun rüzgarında onların da yelkenlileri yol alamayacak. Bunun farkına vardıkları gün, çöl ortasında susuz kalanlar gibi vaha arayacaklar ama boşuna...
Sanat ateşinin kentlerin orta yerinde yanmasına izin vermeyenler şimdi de Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ne attılar kirli ellerini. Türkiye Seyahat Acenteleri (TURSAB) tarafından yıkılıp Kongre Vadisi ucube projesine katılmak istenen Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin de yıkılacağı söyleniyor.
Yıkım gerçekleşince Radyoevi müze olacakmış! Açıkhava Tiyatrosu’nun üstü kapatılacak, Kongre Vadisi’ne bağlanacakmış. Sonra Muhsin Ertuğrul Sahnesi de yıkılarak modern bir binaya çevrilecekmiş. Bak, bak bak!
Efendim, İstanbul’un göbeğinde yer alan sanat kurumu Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkımına adım adım geliniyor. Özel tiyatrolara devlet yardımını kestikleri yetmiyormuş gibi, salonlarını da bir bir alıyorlar ellerinden. Devlet Tiyatroları’nda oyuncularının dizilerde oynayıp oynayamayacağı tek sorunmuş gibi bir bardak suda fırtına koparmaya çalışıyorlar. Ama sahneye hiç uğramayan, sadece dizilerde boy gösterenlere ilişkin hiçbir radikal karar yok. Yeni Sahne’nin sadece yeni bölümü ilgilendirdi onları. Şimdi de kadife (!) eldivenleriyle Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yaşam kanallarını tıkamaya çalışıyorlar; hiç ama hiç utanmıyorlar...
Tiyatro ve sahne gösterileri yapacak tek salon kalmayınca kültürün yetkilileri zil takıp oynamaya mı başlayacaklar yoksa? Tiyatro adamı Haşmet Zeybek’in belirttiği gibi, Pekin Operası’nı yıkabilir misiniz? İtalya’daki Piccolo Tiyatro’yu ya da İngiltere’deki Globe Tiyatro’yu ortadan kaldırıp Kongre Vadisi yapacağım diyebilir misiniz? Yanıtı açıktır: Diyemezsiniz...
Ama iş bu güzelim ülkenin tiyatro salonları olunca vur abalıya!
Süleyman Nazif ünlü bir şairimiz. Bir ara kuş beslemeye merak sarmış. Hindistan’dan getirilen bir papağana çocuğu gibi bakarmış...
Bir gün Cenap Şahabettin, ünlü yazarımız, kendisini ziyarete gitmiş. Süleyman Nazif bir yandan papağanının kafesini temizliyor, bir yandan da misafiriyle ilgileniyormuş. Kafesin kapısını bu sohbet anında açık unutmasın mı? Papağan kafesin açık kapısından pırr uçuvermiş...
Süleyman Nazif çok üzülmüş ama Cenap Şahabettin başlamış gülmeye... Süleyman Nazif’in tepesi atmış, “Yahu, bunda gülünecek ne var?” demiş sinirle... Cenap Şahabettin gevrek gevrek gülerken yapıştırmış yanıtını: “A birader, kuş elden gittikten sonra ister ağla, ister gül. Ne fark eder ki?”
Yıllardır sahip olduğumuz tiyatro salonları, elimizden giderse, ister gülün, ister ağlayın, hiç ama hiç fark etmez!
24.03.2007
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=71960,10,75
21 Mart 2007 Çarşamba
Buzdağının Görünmeyen Yüzü; Kongre Vadisi
21 Mart 2007
Gökçe Aras - Arkitera.com
Günlerdir süren Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılıp yerine “Kongre Vadisi” yapılması konusunda Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu üyesi Orhan Alkaya dün bir basın toplantısı düzenlemiş ve projenin mimarı ile görüştüğünü söylemişti. Konu ile ilgili Alkaya, mimar Eyüp Kuzubaşıoğlu ile görüştüklerini ve gördükleri projenin uygulanabilirlik bağlamında değilse bile detaylı bir proje olduğunu fakat zemin etüdünün dahi yapılmamış olduğunu belirtti. Bölgede tahmin ettiği üzere yeraltı ırmaklarının bulunduğunu söyleyen Alkaya, bunların mühim ayrıntılar olduğunu da ekledi. Mimarlar Odası ile halen görüşmeler yaptığını da belirten Alkaya projede Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin kullanımından eksiklikler olduğunu gördüğünü de ekliyor.
Konu ile ilgili projenin mimarı olarak adı geçen Erol Kuzubaşıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide proje hazırlamadıklarını sadece bir konsept geliştirdiklerini özellikle vurguluyor.
Gökçe Aras: Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni de içine alan bir proje olan Kongre Alanı projesini hazırladığınız söyleniyor, projeden bahsedebilir misiniz?
Erol Kuzubaşıoğlu: Aslında “proje hazırladı” deniyor ama biz proje değil bir konsept projesi hazırladık. 2009’daki IMF Toplantısı ile ilgili bir çalışma yapılması isteniyordu bunun doğrultusunda sadece bir konsept projesi hazırladık.
GA: Bu alanla ilgili hazırladığınız konsept projeden bahsedebilir misiniz?
EK: Hazırlanan bu konsept projede Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor ama daha iyi fiziksel şartlarda inşa edilmesi düşünülüyor. Onun dışında yapılacak tüm imalat toprak altında. Lütfi Kırdar’ın önündeki tüm Marmaya’ya açılan geniş alanın İstanbul’un en önemli meydanlarından biri olması öngörüldü. Toprak altındaki alanın ise Kongre Merkezi olması tasarlanıyor.
GA: Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi bu projede nasıl konumlanıyor?
EK: Konseptte düşünülen şey şu; Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin girişi ayrı, kongre merkezinin girişi ayrı ve tamamen ayrı düşünülüyor. Ama dediğim gibi bunlar sadece düşünce bazında. Yani proje safhasına henüz daha başlanmadı. Projeyi bizim de yapıp yapmayacağımız şüpheli. Biz sadece bir konsept proje hazırladık. Çünkü daha 05 Nisan 2007 tarihinde bir proje ihalesi var projenin nasıl olacağı ihaleden sonra belli olacak.
GA: İhaleye siz de katılacak mısınız?
EK: İhaleye katılacağız biz de. Ama belli olmaz açık ihaledir bu; tabii çok yanlış. Ama aslında diyeceksiniz projenin ihalesi olur mu? Yarışma olur. Ama maalesef Türkiye’de yarışmalarla yok süreç uzun diyorlar. Son yıllarda yarışmalarla proje gerçekleşemiyor. Onun için biz de gireceğiz yani sonuçta fiyat önem kazanacak burada. Bilemiyorum biz alırız veya alamayız onu bilemiyorum ama şu anda hazırladığımız sadece bir konsept.
GA: Bu işi nasıl aldınız?
EK: Bizim Kuşadası’nda bir kongre merkezi deneyimimiz oldu. Bundan yola çıkarak Başaran Ulusoy tarafından böyle bir talep geldi. 2009’daki IMF Toplantısının Türkiye’de yapılmasına karar verilmiş. Bu konsept projesinde İMP (İstanbul Metropolitan Planlama) ve Büyükşehir Belediyesi ile hareket ettik. Onlar analiz çalışmasını yaptılar biz de o çalışmalardan yola çıkarak bir konsept proje hazırladık. Bizm hazırladığımız proje sadece bu IMF toplantısına yönelik bir projeydi. Bu toplantıdan sonra da bu kongre merkezi sürekli olarak çalışacak. Buna Lütfi Kırdar’ın kapasite arttırımı da diyebiliriz.
Açıkhava Tiyatrosu’nun üstü kapatılacak diye söylentiler var ama kesinlikle böyle bir şey yok. Sadece Açıkhava Tiyatrosu’nun arkasındaki yol yer altına alınarak buranın bir meydan haline getirilmesi söz konusu. Bu proje tamamen belediyenin mükiyeti içinde yapılmak zorunda. Yoksa projeyi gerçekleştiremezsiniz. Proje alanını şöyle tanımlayabiliriz Hilton Convention Center’ın olduğu hizadan Lütfi Kırdar’a kadar olan arkası orduevine ön tarafı da yeşil alana dayanan kesim.
Yeni yapılacak olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin kotu Lütfi Kırdar’ın üst seviyesini geçmeyecek şekilde tasarlandı. Şu andaki Muhsin Ertuğrul Sahnesi eklenti eklenti zaman içinde gelişmiş bir yapı. Bu yapı yıkılarak bütün olarak, tam bu bölgeye yakışacak mimari kalitede bir proje yapmak istedik. Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor ama tekrar tiyatro olarak yapılıyor yani amacı değişmiyor.
Yorumlar
Yazan: Emine Merdim
Arkitera Mimarlık Merkezi yöneticilerinden Ömer Kanıpak bugün (29 Mart) saat 14:00'da Açık Radyo'da Korhan Gümüş'ün sunduğu Metropolitika programına konuk olacak. Programın konusu Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması.
Yazan: Ömer Kanıpak
Niye kimse nasıl oluyor da "TÜRSAB" İstanbul'daki bir alan için görüş bidiriyor diye sormuyor? Açık Hava Tiyatrosu, Muhsin Ertuğrul Sahnesi, aralarındaki yol, Lütfi Kırdar'ın önü, arkası... bunlar TÜRSAB'ın malı mı? Başaran Ulusoy "Açık Hava Tiyatrosu'nun dış görünüşünü değiştirecek bir ilave de tasarlamadık" diye niye beyanda bulunuyor?. Kendi kendilerine tasarımcılık mı oynuyorlar? Üstüne üstlük gazeteler, onların yayın yönetmenleri, köşe yazarları bu lafları ciddiye alıp bir de yayınlayıp konu ile ilgili konuşan herkesi meşru hale getiriyorlar. Kentin herhangi bir parçası için her isteyen istediğini söyleyebiliyorsa ben de söyleyeyim o zaman: Gümüşsuyundaki Park Otel için proje yaptırdım hem ünlü, hem yetenekli mimar bir arkadaşıma: Tarlabaşı'ndaki ve Sulukule'deki kentsel dönüşüm hikayesinden sonra oradan kovalanacak insanların her birine burada 50m2'lik daireler vereceğiz. Çingeneler, travestiler, düşük gelirli vatandaşlar burada yaşayacak bundan böyle. Ayrıca her biri yeni yapılacak dünyanın en müthiş konser salonu olan YAKM (Yeni Atatürk Kültür Merkezi) de iş imkanı bulacaklar. Taksim Gezi Parkı'nı da organik tarım yapılacak tarlaya çeviriyoruz. Bu insanlar kendi yiyecekleri sebzeleri, tavukları, koyunları filan burada yetiştirecekler, kalanını da Nişantaşı'nda 20 katı fiyata satacaklar, gelir olacak onlara. Acayip güzel proje olacak...Hem sosyal içeriği var, hem de sürdürülebilir yeşil meşil bir proje. Avrupa Birliği de destekliyor hem de... Atış serbest nasılsa... İsabet ettirenin projesi gerçekleşiyor... Sahi, Seyahat Acentaları Birliği'nin Harbiye'ye olan merakı nerden geliyor dersiniz?!
Yazan: Aslı Canbal
Bugün Mehmet Y. Yılmaz'ın köşesinde dün yazdığı yazı üzerine TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'un yazarı arayarak yaptığı açıklamasını okuyoruz:
[QUOTE]İstanbul'daki "kongre vadisinde" yapılacak inşaatın ihalesiyle ilgili olarak dün yazdığım yazıdan sonra TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy aradı.
Ulusoy, turizmciler olarak İstanbul'un değerlerinin "yıkılarak" korunamayacağına inandıklarını söyledi.
Önerilerinin, Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün açılır kapanır bir mekanizmayla örtülmesi olduğunu, bu yöntemle tiyatronun 12 ay kullanılabileceğini düşündüklerini söyledi. "Bunu yaparken Açık Hava Tiyatrosu'nun dış görünüşünü değiştirecek bir ilave de tasarlamadık" dedi.
Ulusoy, kentlerin mimari dokularının korunması gerektiğini, İstanbul'da yapılacak yeni işlerin de buna özen gösterilerek yapılması gerektiğini savunduklarını açıkladı.
TÜRSAB Başkanı, artık Antalya'da yeni otel yapılmasına karşı olduklarını, doğal güzelliklerimizin tahribine izin verilmemesi için girişimlerini sürdürdüklerini de anlattı.
Yazan: Simla Sunay Ozdemir
Cem bey her ne yol izlerseniz izleyin sonuna kadar arkanızdayız. Bravo!
Yazan: gün
Bildiğim kadarıyle ihale evraklarına itiraz edemiyorsunuz. Ya girersiniz ya da ihale kanununun tümüne dava açarsınız - :A ki biz de bu yoldayız zaten...
Yanlış yoldasınız, 4734 kapsamında yapılan ihaleler için itiraz yolu üç aşamadır:
1. İdareye şikâyet
2. Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet
3. Mahkemeye gitmek
Dokümana itiraz etmeyip teklif verirseniz, doküman kesinleşir ve bir daha dokümana itiraz edemezsiniz. Teklif vermeden önce, doküman satın aldıktan 15 gün içinde idareye şikâyet başvurusunda bulunmalısınız doküman hakkında...
İlk iki yolu tüketmeden mahkemeden sonuç alamazsınız...
İhale Kanunu hakkında dava açmak ise farklı birşey...Söz konusu ihale ile ilgisiz...
Yazan: CEM ILHAN
İdarelerinin kafa yapısı bu. Değiştiremeyiz. Dokümana itiraz edersiniz...Serzenişte bulunmaktan daha iyidir, eğer istekli iseniz..."
--------------------------------
Bildiğim kadarıyle ihale evraklarına itiraz edemiyorsunuz. Ya girersiniz ya da ihale kanununun tümüne dava açarsınız - :A ki biz de bu yoldayız zaten...
Yazan: Aslı Canbal
Mehmet Y. Yılmaz bugün yazısında söz konusu proje için neden yarışma açmak yerine ihale yoluna gidildiğini sorguluyor:
[İstanbul'da Açıkhava Tiyatrosu ile Radyoevi arasındaki alanda bir plan değişikliği yapıldı.Bu çerçevede Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılacak, yerine kongre ve tiyatro binası yapılacak.
Açıkhava Tiyatrosu'nun önündeki alanda da büyük bir sergi salonu yapılması planlanıyor.
TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy, önceki gün bu konuda 8 yıldır çalıştıklarını ve 130 milyon dolarlık bir yatırım ile inşaatlara 4 ay içinde başlanacağını açıkladı.
Büyükşehir Belediyesi, bu bölgeye yapılacak binalar için bir mimari hizmet alım ihalesi açtı.
İhale şartnamesine göre projelerin 60 gün içinde tamamlanması öngörülüyor.
Ulusoy'un açıklaması ile şartnameyi birleştirince insanın aklına, "İhalenin TURSAB'a verilmesi daha önceden mi kararlaştırıldı" sorusunu getiriyor.
Yazan: gün
Ağır şartlar konduğu ve nokta atışı yapıldığı kanaatindeyim.
Anahtar teknik personel için en fazla beş yıllık tecrübe şart koşulabilir. Ancak bunlar teknik personel, bir kısıtlama var mı bilmiyorum.
"İsteklinin personel durumuna ilişkin belgeler MADDE 43 –
....
Asgari yeterlik kriteri olarak öngörülen anahtar teknik personelin deneyim süresine ilişkin düzenleme yapılması durumunda idarece asgari deneyim süresi en fazla beş yıl olarak öngörülür."
İdarelerinin kafa yapısı bu. Değiştiremeyiz. Dokümana itiraz edersiniz...Serzenişte bulunmaktan daha iyidir, eğer istekli iseniz...
Yazan: CEM ILHAN
Yazmadan edemeyeceğim:
İhaleye terziler girebiliyor mu? Benim babam erkek terzisi de..
Samimiyim. Araştırıp öğrenebilirsiniz.
Yazan: CEM ILHAN
Gelişmelerin bölgeye atfedilen prestij değerini gösterdiği ortada. Dediğim gibi ihale ediliş biçiminden bahsediyorum. İnatla bu noktaya dönmek gerekiyor. Neden mi? İhalaye katılabilme şartlarına kısaca bakmak yeterli olacak. Biz bırakın 1 lira teklif vermeyi, bedelsiz girmeyi bile ciddi olarak değerlendirdik. Ama ihale kanunumuz bu konuda "gerekli önlemleri" almış durumda. tepkimizi koyalım, hadi girelim de biz de birşeyler söyleyelim. Onların açtığı yoldan girip gönderelim bir proje diyemiyorsunuz. Bakın neler diyor şartname:
" Madde 4.3.2. İsteklinin organizasyon yapısına ve personel durumuna ilişkin belgeler::İhale konusu işin yerine getirilmesinde idarece çalıştırılması öngörülen personelin sayı ve nitelikleri aşağıda belirtildiği gibidir.Öngörülen Personel: 1 Adet Şehir Plancısı (5 yıl deneyimli), 1 Adet Mimar (10 yıl deneyimli), 1 Adet Peyzaj Mimarı (5 yıl deneyimli), 1 Adet İnşaat Mühendisi (10 yıl deneyimli), 1 Adet Makina Mühendisi (10 yıl deneyimli), 1 Adet Harita Mühendisi (5 yıl deneyimli), 1 Adet Elektrik Mühendisi (10 yıl deneyimli).
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak , kongre merkezi projesi yapmış olmak kabul edilecektir. "
Ondan sonrada şu güzel madde geliyor:
"6. İhale tüm isteklilere açıktır. "
Tabii ...yerseniz!
Kaç kişi kongre merkezi yaptı acaba bilmiyorum. Yapılanlar ise enfes. ...4-5 yıldır Haliç'te bekleyen yapıları biliyoruz. Son derece yanlış bir yerde, mimarisini burada tartışamayacağımız, "standartlara uymadığı" için kullanılamadığı söylenen C. Eruzun binası örneğin.
E, bari birleşip girelim...de diyemiyoruz. İhale maddesi hemen yetişiyor:
"12. Konsorsiyumlar ihaleye teklif veremezler."
Daha ne yazmalı bilmem ki. Makale gibi oldu bu yazı. Ama işi gücü bıraktık bir kere devam edelim.
2010 Kültür Başkenti şehrine pek yakışmayan bir muamele ve kent yönetimi söz konusu yine. Kentin damarı olan bir yerde, herkesin sözünü "mimarlığın içinden" söyleyebileceği kanalları kapatın. Böylece elde edilebilecek iyi yapılara değil - bakın en iyi yapı demiyorum, garantisi yok onun da - en düşük fiyatı verenlere uygun görün.
Çelişki şu:
Kumaşı Kartal'da kesemeyen mimarlarımıza bari burada "kessinler bakalım" denmiş belli ki. Ama dozunu kaçırmış yine Başkan. Bu şekilde olmamalıydı...Yazık.
Kaynak: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=15352&
Gökçe Aras - Arkitera.com
Günlerdir süren Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılıp yerine “Kongre Vadisi” yapılması konusunda Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu üyesi Orhan Alkaya dün bir basın toplantısı düzenlemiş ve projenin mimarı ile görüştüğünü söylemişti. Konu ile ilgili Alkaya, mimar Eyüp Kuzubaşıoğlu ile görüştüklerini ve gördükleri projenin uygulanabilirlik bağlamında değilse bile detaylı bir proje olduğunu fakat zemin etüdünün dahi yapılmamış olduğunu belirtti. Bölgede tahmin ettiği üzere yeraltı ırmaklarının bulunduğunu söyleyen Alkaya, bunların mühim ayrıntılar olduğunu da ekledi. Mimarlar Odası ile halen görüşmeler yaptığını da belirten Alkaya projede Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin kullanımından eksiklikler olduğunu gördüğünü de ekliyor.
Konu ile ilgili projenin mimarı olarak adı geçen Erol Kuzubaşıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide proje hazırlamadıklarını sadece bir konsept geliştirdiklerini özellikle vurguluyor.
Gökçe Aras: Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni de içine alan bir proje olan Kongre Alanı projesini hazırladığınız söyleniyor, projeden bahsedebilir misiniz?
Erol Kuzubaşıoğlu: Aslında “proje hazırladı” deniyor ama biz proje değil bir konsept projesi hazırladık. 2009’daki IMF Toplantısı ile ilgili bir çalışma yapılması isteniyordu bunun doğrultusunda sadece bir konsept projesi hazırladık.
GA: Bu alanla ilgili hazırladığınız konsept projeden bahsedebilir misiniz?
EK: Hazırlanan bu konsept projede Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor ama daha iyi fiziksel şartlarda inşa edilmesi düşünülüyor. Onun dışında yapılacak tüm imalat toprak altında. Lütfi Kırdar’ın önündeki tüm Marmaya’ya açılan geniş alanın İstanbul’un en önemli meydanlarından biri olması öngörüldü. Toprak altındaki alanın ise Kongre Merkezi olması tasarlanıyor.
GA: Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi bu projede nasıl konumlanıyor?
EK: Konseptte düşünülen şey şu; Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin girişi ayrı, kongre merkezinin girişi ayrı ve tamamen ayrı düşünülüyor. Ama dediğim gibi bunlar sadece düşünce bazında. Yani proje safhasına henüz daha başlanmadı. Projeyi bizim de yapıp yapmayacağımız şüpheli. Biz sadece bir konsept proje hazırladık. Çünkü daha 05 Nisan 2007 tarihinde bir proje ihalesi var projenin nasıl olacağı ihaleden sonra belli olacak.
GA: İhaleye siz de katılacak mısınız?
EK: İhaleye katılacağız biz de. Ama belli olmaz açık ihaledir bu; tabii çok yanlış. Ama aslında diyeceksiniz projenin ihalesi olur mu? Yarışma olur. Ama maalesef Türkiye’de yarışmalarla yok süreç uzun diyorlar. Son yıllarda yarışmalarla proje gerçekleşemiyor. Onun için biz de gireceğiz yani sonuçta fiyat önem kazanacak burada. Bilemiyorum biz alırız veya alamayız onu bilemiyorum ama şu anda hazırladığımız sadece bir konsept.
GA: Bu işi nasıl aldınız?
EK: Bizim Kuşadası’nda bir kongre merkezi deneyimimiz oldu. Bundan yola çıkarak Başaran Ulusoy tarafından böyle bir talep geldi. 2009’daki IMF Toplantısının Türkiye’de yapılmasına karar verilmiş. Bu konsept projesinde İMP (İstanbul Metropolitan Planlama) ve Büyükşehir Belediyesi ile hareket ettik. Onlar analiz çalışmasını yaptılar biz de o çalışmalardan yola çıkarak bir konsept proje hazırladık. Bizm hazırladığımız proje sadece bu IMF toplantısına yönelik bir projeydi. Bu toplantıdan sonra da bu kongre merkezi sürekli olarak çalışacak. Buna Lütfi Kırdar’ın kapasite arttırımı da diyebiliriz.
Açıkhava Tiyatrosu’nun üstü kapatılacak diye söylentiler var ama kesinlikle böyle bir şey yok. Sadece Açıkhava Tiyatrosu’nun arkasındaki yol yer altına alınarak buranın bir meydan haline getirilmesi söz konusu. Bu proje tamamen belediyenin mükiyeti içinde yapılmak zorunda. Yoksa projeyi gerçekleştiremezsiniz. Proje alanını şöyle tanımlayabiliriz Hilton Convention Center’ın olduğu hizadan Lütfi Kırdar’a kadar olan arkası orduevine ön tarafı da yeşil alana dayanan kesim.
Yeni yapılacak olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin kotu Lütfi Kırdar’ın üst seviyesini geçmeyecek şekilde tasarlandı. Şu andaki Muhsin Ertuğrul Sahnesi eklenti eklenti zaman içinde gelişmiş bir yapı. Bu yapı yıkılarak bütün olarak, tam bu bölgeye yakışacak mimari kalitede bir proje yapmak istedik. Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor ama tekrar tiyatro olarak yapılıyor yani amacı değişmiyor.
Yorumlar
Yazan: Emine Merdim
Arkitera Mimarlık Merkezi yöneticilerinden Ömer Kanıpak bugün (29 Mart) saat 14:00'da Açık Radyo'da Korhan Gümüş'ün sunduğu Metropolitika programına konuk olacak. Programın konusu Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılması.
Yazan: Ömer Kanıpak
Niye kimse nasıl oluyor da "TÜRSAB" İstanbul'daki bir alan için görüş bidiriyor diye sormuyor? Açık Hava Tiyatrosu, Muhsin Ertuğrul Sahnesi, aralarındaki yol, Lütfi Kırdar'ın önü, arkası... bunlar TÜRSAB'ın malı mı? Başaran Ulusoy "Açık Hava Tiyatrosu'nun dış görünüşünü değiştirecek bir ilave de tasarlamadık" diye niye beyanda bulunuyor?. Kendi kendilerine tasarımcılık mı oynuyorlar? Üstüne üstlük gazeteler, onların yayın yönetmenleri, köşe yazarları bu lafları ciddiye alıp bir de yayınlayıp konu ile ilgili konuşan herkesi meşru hale getiriyorlar. Kentin herhangi bir parçası için her isteyen istediğini söyleyebiliyorsa ben de söyleyeyim o zaman: Gümüşsuyundaki Park Otel için proje yaptırdım hem ünlü, hem yetenekli mimar bir arkadaşıma: Tarlabaşı'ndaki ve Sulukule'deki kentsel dönüşüm hikayesinden sonra oradan kovalanacak insanların her birine burada 50m2'lik daireler vereceğiz. Çingeneler, travestiler, düşük gelirli vatandaşlar burada yaşayacak bundan böyle. Ayrıca her biri yeni yapılacak dünyanın en müthiş konser salonu olan YAKM (Yeni Atatürk Kültür Merkezi) de iş imkanı bulacaklar. Taksim Gezi Parkı'nı da organik tarım yapılacak tarlaya çeviriyoruz. Bu insanlar kendi yiyecekleri sebzeleri, tavukları, koyunları filan burada yetiştirecekler, kalanını da Nişantaşı'nda 20 katı fiyata satacaklar, gelir olacak onlara. Acayip güzel proje olacak...Hem sosyal içeriği var, hem de sürdürülebilir yeşil meşil bir proje. Avrupa Birliği de destekliyor hem de... Atış serbest nasılsa... İsabet ettirenin projesi gerçekleşiyor... Sahi, Seyahat Acentaları Birliği'nin Harbiye'ye olan merakı nerden geliyor dersiniz?!
Yazan: Aslı Canbal
Bugün Mehmet Y. Yılmaz'ın köşesinde dün yazdığı yazı üzerine TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'un yazarı arayarak yaptığı açıklamasını okuyoruz:
[QUOTE]İstanbul'daki "kongre vadisinde" yapılacak inşaatın ihalesiyle ilgili olarak dün yazdığım yazıdan sonra TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy aradı.
Ulusoy, turizmciler olarak İstanbul'un değerlerinin "yıkılarak" korunamayacağına inandıklarını söyledi.
Önerilerinin, Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün açılır kapanır bir mekanizmayla örtülmesi olduğunu, bu yöntemle tiyatronun 12 ay kullanılabileceğini düşündüklerini söyledi. "Bunu yaparken Açık Hava Tiyatrosu'nun dış görünüşünü değiştirecek bir ilave de tasarlamadık" dedi.
Ulusoy, kentlerin mimari dokularının korunması gerektiğini, İstanbul'da yapılacak yeni işlerin de buna özen gösterilerek yapılması gerektiğini savunduklarını açıkladı.
TÜRSAB Başkanı, artık Antalya'da yeni otel yapılmasına karşı olduklarını, doğal güzelliklerimizin tahribine izin verilmemesi için girişimlerini sürdürdüklerini de anlattı.
Yazan: Simla Sunay Ozdemir
Cem bey her ne yol izlerseniz izleyin sonuna kadar arkanızdayız. Bravo!
Yazan: gün
Bildiğim kadarıyle ihale evraklarına itiraz edemiyorsunuz. Ya girersiniz ya da ihale kanununun tümüne dava açarsınız - :A ki biz de bu yoldayız zaten...
Yanlış yoldasınız, 4734 kapsamında yapılan ihaleler için itiraz yolu üç aşamadır:
1. İdareye şikâyet
2. Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet
3. Mahkemeye gitmek
Dokümana itiraz etmeyip teklif verirseniz, doküman kesinleşir ve bir daha dokümana itiraz edemezsiniz. Teklif vermeden önce, doküman satın aldıktan 15 gün içinde idareye şikâyet başvurusunda bulunmalısınız doküman hakkında...
İlk iki yolu tüketmeden mahkemeden sonuç alamazsınız...
İhale Kanunu hakkında dava açmak ise farklı birşey...Söz konusu ihale ile ilgisiz...
Yazan: CEM ILHAN
İdarelerinin kafa yapısı bu. Değiştiremeyiz. Dokümana itiraz edersiniz...Serzenişte bulunmaktan daha iyidir, eğer istekli iseniz..."
--------------------------------
Bildiğim kadarıyle ihale evraklarına itiraz edemiyorsunuz. Ya girersiniz ya da ihale kanununun tümüne dava açarsınız - :A ki biz de bu yoldayız zaten...
Yazan: Aslı Canbal
Mehmet Y. Yılmaz bugün yazısında söz konusu proje için neden yarışma açmak yerine ihale yoluna gidildiğini sorguluyor:
[İstanbul'da Açıkhava Tiyatrosu ile Radyoevi arasındaki alanda bir plan değişikliği yapıldı.Bu çerçevede Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılacak, yerine kongre ve tiyatro binası yapılacak.
Açıkhava Tiyatrosu'nun önündeki alanda da büyük bir sergi salonu yapılması planlanıyor.
TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy, önceki gün bu konuda 8 yıldır çalıştıklarını ve 130 milyon dolarlık bir yatırım ile inşaatlara 4 ay içinde başlanacağını açıkladı.
Büyükşehir Belediyesi, bu bölgeye yapılacak binalar için bir mimari hizmet alım ihalesi açtı.
İhale şartnamesine göre projelerin 60 gün içinde tamamlanması öngörülüyor.
Ulusoy'un açıklaması ile şartnameyi birleştirince insanın aklına, "İhalenin TURSAB'a verilmesi daha önceden mi kararlaştırıldı" sorusunu getiriyor.
Yazan: gün
Ağır şartlar konduğu ve nokta atışı yapıldığı kanaatindeyim.
Anahtar teknik personel için en fazla beş yıllık tecrübe şart koşulabilir. Ancak bunlar teknik personel, bir kısıtlama var mı bilmiyorum.
"İsteklinin personel durumuna ilişkin belgeler MADDE 43 –
....
Asgari yeterlik kriteri olarak öngörülen anahtar teknik personelin deneyim süresine ilişkin düzenleme yapılması durumunda idarece asgari deneyim süresi en fazla beş yıl olarak öngörülür."
İdarelerinin kafa yapısı bu. Değiştiremeyiz. Dokümana itiraz edersiniz...Serzenişte bulunmaktan daha iyidir, eğer istekli iseniz...
Yazan: CEM ILHAN
Yazmadan edemeyeceğim:
İhaleye terziler girebiliyor mu? Benim babam erkek terzisi de..
Samimiyim. Araştırıp öğrenebilirsiniz.
Yazan: CEM ILHAN
Gelişmelerin bölgeye atfedilen prestij değerini gösterdiği ortada. Dediğim gibi ihale ediliş biçiminden bahsediyorum. İnatla bu noktaya dönmek gerekiyor. Neden mi? İhalaye katılabilme şartlarına kısaca bakmak yeterli olacak. Biz bırakın 1 lira teklif vermeyi, bedelsiz girmeyi bile ciddi olarak değerlendirdik. Ama ihale kanunumuz bu konuda "gerekli önlemleri" almış durumda. tepkimizi koyalım, hadi girelim de biz de birşeyler söyleyelim. Onların açtığı yoldan girip gönderelim bir proje diyemiyorsunuz. Bakın neler diyor şartname:
" Madde 4.3.2. İsteklinin organizasyon yapısına ve personel durumuna ilişkin belgeler::İhale konusu işin yerine getirilmesinde idarece çalıştırılması öngörülen personelin sayı ve nitelikleri aşağıda belirtildiği gibidir.Öngörülen Personel: 1 Adet Şehir Plancısı (5 yıl deneyimli), 1 Adet Mimar (10 yıl deneyimli), 1 Adet Peyzaj Mimarı (5 yıl deneyimli), 1 Adet İnşaat Mühendisi (10 yıl deneyimli), 1 Adet Makina Mühendisi (10 yıl deneyimli), 1 Adet Harita Mühendisi (5 yıl deneyimli), 1 Adet Elektrik Mühendisi (10 yıl deneyimli).
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak , kongre merkezi projesi yapmış olmak kabul edilecektir. "
Ondan sonrada şu güzel madde geliyor:
"6. İhale tüm isteklilere açıktır. "
Tabii ...yerseniz!
Kaç kişi kongre merkezi yaptı acaba bilmiyorum. Yapılanlar ise enfes. ...4-5 yıldır Haliç'te bekleyen yapıları biliyoruz. Son derece yanlış bir yerde, mimarisini burada tartışamayacağımız, "standartlara uymadığı" için kullanılamadığı söylenen C. Eruzun binası örneğin.
E, bari birleşip girelim...de diyemiyoruz. İhale maddesi hemen yetişiyor:
"12. Konsorsiyumlar ihaleye teklif veremezler."
Daha ne yazmalı bilmem ki. Makale gibi oldu bu yazı. Ama işi gücü bıraktık bir kere devam edelim.
2010 Kültür Başkenti şehrine pek yakışmayan bir muamele ve kent yönetimi söz konusu yine. Kentin damarı olan bir yerde, herkesin sözünü "mimarlığın içinden" söyleyebileceği kanalları kapatın. Böylece elde edilebilecek iyi yapılara değil - bakın en iyi yapı demiyorum, garantisi yok onun da - en düşük fiyatı verenlere uygun görün.
Çelişki şu:
Kumaşı Kartal'da kesemeyen mimarlarımıza bari burada "kessinler bakalım" denmiş belli ki. Ama dozunu kaçırmış yine Başkan. Bu şekilde olmamalıydı...Yazık.
Kaynak: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=15352&
Tiyatrocuların isyan bayrakları
'Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmasını istemiyoruz'
21 Mart 2007 Çarşamba 18:28
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, sivil toplum ve meslek örgütleri, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için 26 Mart'ta protesto gösterisi düzenleyecek.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki bilgilendirme toplantısında konuşan tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin bağımsız bir bina olarak korunmasını istediklerini söyledi. Alkaya, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin kesinlikle yıkılmasını istemediğimizi bir kez daha duyurmak istiyorum" dedi.
AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılarak yerine büyük bir kültür merkezi yapılmasına ilişkin projeyi incelediklerini belirten Alkaya, şunları kaydetti: "Bir güven problemi yaşıyoruz. Ama bu yeni değil. Biz 50 yıldır güven problemi yaşıyoruz. Yıkılan hiçbir şeyin yerine yenisi gelmiyor. Bizim kalbimizi en çok kıracak olan şey şudur; Eğer Harbiye gider ve bu kompleks hayata geçmezse, işte kalbimiz çok kötü kırılır o zaman."
İlgili kurumlarla yapılan görüşmelerde bir ilerleme oluğunu ve bunun somut olarak pratiğe yansımasını umut ettiklerini dile getiren Alkaya, "Şu anda karşılıklı bir iyi niyet var. Bu iyi niyet sonuç verir diye ümit ediyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul'un kimliğine yakışacak prestijli bina ve komplekse ihtiyacı olduğunu belirten Alkaya, "Öncelikle bu konuda adım atılması gerekiyor. 15 milyonluk bir metropolde koltuk sayısı ve bina sayısı yok denecek kadar az" diye konuştu.
Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın ise gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndiklerini kaydederek, "Bence biz kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı bu niyetle korumalıyız. Aynı bu dikkatle, aynı bu özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz" görüşünü dile getirdi.
Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Metiner Ürer de Avrupa'da savaştan sonra ilk harcın tiyatro ve opera binalarının temellerine atıldığını ifade ederek, "Şimdi biz atılmış harçları mı yerinden sökeceğiz?" dedi.
Eleştirmen Hayati Asılyazıcı da AKM'nin tarihi konumu nedeniyle korumaya alınmış bir bina olduğunu kaydederek, "Hiçbir iktidar, bugüne kadar hiçbir zaman tiyatro yıkmadı" diye konuştu.
AKM çalışanları, tiyatro oyuncuları ve onları destekleyen sivil toplum ve meslek örgütleri, 26 Mart Pazartesi günü saat 11.30'da AKM önünde toplanarak, kültür merkezi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için gösterisi düzenleyecek.
Kaynak: http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=37720
21 Mart 2007 Çarşamba 18:28
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, sivil toplum ve meslek örgütleri, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için 26 Mart'ta protesto gösterisi düzenleyecek.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki bilgilendirme toplantısında konuşan tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin bağımsız bir bina olarak korunmasını istediklerini söyledi. Alkaya, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin kesinlikle yıkılmasını istemediğimizi bir kez daha duyurmak istiyorum" dedi.
AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılarak yerine büyük bir kültür merkezi yapılmasına ilişkin projeyi incelediklerini belirten Alkaya, şunları kaydetti: "Bir güven problemi yaşıyoruz. Ama bu yeni değil. Biz 50 yıldır güven problemi yaşıyoruz. Yıkılan hiçbir şeyin yerine yenisi gelmiyor. Bizim kalbimizi en çok kıracak olan şey şudur; Eğer Harbiye gider ve bu kompleks hayata geçmezse, işte kalbimiz çok kötü kırılır o zaman."
İlgili kurumlarla yapılan görüşmelerde bir ilerleme oluğunu ve bunun somut olarak pratiğe yansımasını umut ettiklerini dile getiren Alkaya, "Şu anda karşılıklı bir iyi niyet var. Bu iyi niyet sonuç verir diye ümit ediyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul'un kimliğine yakışacak prestijli bina ve komplekse ihtiyacı olduğunu belirten Alkaya, "Öncelikle bu konuda adım atılması gerekiyor. 15 milyonluk bir metropolde koltuk sayısı ve bina sayısı yok denecek kadar az" diye konuştu.
Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın ise gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndiklerini kaydederek, "Bence biz kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı bu niyetle korumalıyız. Aynı bu dikkatle, aynı bu özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz" görüşünü dile getirdi.
Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Metiner Ürer de Avrupa'da savaştan sonra ilk harcın tiyatro ve opera binalarının temellerine atıldığını ifade ederek, "Şimdi biz atılmış harçları mı yerinden sökeceğiz?" dedi.
Eleştirmen Hayati Asılyazıcı da AKM'nin tarihi konumu nedeniyle korumaya alınmış bir bina olduğunu kaydederek, "Hiçbir iktidar, bugüne kadar hiçbir zaman tiyatro yıkmadı" diye konuştu.
AKM çalışanları, tiyatro oyuncuları ve onları destekleyen sivil toplum ve meslek örgütleri, 26 Mart Pazartesi günü saat 11.30'da AKM önünde toplanarak, kültür merkezi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için gösterisi düzenleyecek.
Kaynak: http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=37720
20 Mart 2007 Salı
Hem Muhsin Usta'ya Hem de Bize Hakaret
20.03.2007
SINAN K. BILGENOGLU/ Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılıp, yerine bir Kongre ve tiyatro Merkezi yapılmasına karşı çıtaklarını belirten sanatçılar, "Belediye'nin samimiyetine güvenmiyoruz. Eğer samimi olsalardı önce bize sorarlardı" diyerek tepkilerini dile getirdi. 26 Mart Pazartesi günü Atatürk Kültür Merkezi önünde "Türkiye Tiyatrosu Direniyor" başlıklı bir protesto gösterisi yapacaklarını duyuran tiyatrocular adına konuşan İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen le-rinden ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alka-ya, öncelikli sorunlarının idari, mali ve sanatsal özerklik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "5 Nisan'da ihaleye çıkacak projede yaklaşık 1600 metrekare Şehir Tiyatrolarına, 1440 metrekare ise Kongre Merkezine ayrılmış gözüküyor. Ancak bu bir kandırmaca gibi. Kongre Merkezinin yeri daha azmış gibi görünmesine rağmen , yeraltı ve yerüstü kullanım alanı tiyatronun onlarca katı büyüklüğünde. Tiyatromuzun yıkılmasını istemiyoruz. Çünkü yıkılan bir şeyin yerine bugüne kadar yenisi konmadı. Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan büyük bir hakaret yapılamazdı."
Kaynak: http://www.birgun.net/archive.ph
SINAN K. BILGENOGLU/ Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılıp, yerine bir Kongre ve tiyatro Merkezi yapılmasına karşı çıtaklarını belirten sanatçılar, "Belediye'nin samimiyetine güvenmiyoruz. Eğer samimi olsalardı önce bize sorarlardı" diyerek tepkilerini dile getirdi. 26 Mart Pazartesi günü Atatürk Kültür Merkezi önünde "Türkiye Tiyatrosu Direniyor" başlıklı bir protesto gösterisi yapacaklarını duyuran tiyatrocular adına konuşan İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen le-rinden ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alka-ya, öncelikli sorunlarının idari, mali ve sanatsal özerklik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "5 Nisan'da ihaleye çıkacak projede yaklaşık 1600 metrekare Şehir Tiyatrolarına, 1440 metrekare ise Kongre Merkezine ayrılmış gözüküyor. Ancak bu bir kandırmaca gibi. Kongre Merkezinin yeri daha azmış gibi görünmesine rağmen , yeraltı ve yerüstü kullanım alanı tiyatronun onlarca katı büyüklüğünde. Tiyatromuzun yıkılmasını istemiyoruz. Çünkü yıkılan bir şeyin yerine bugüne kadar yenisi konmadı. Mesleğimize ve Muhsin Ertuğrul ustamıza bundan büyük bir hakaret yapılamazdı."
Kaynak: http://www.birgun.net/archive.ph
Tiyatrocular, protestoya hazırlanıyor
20.03.2007
İSTANBUL (A. A)
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, sivil toplum ve meslek örgütleri, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için 26 Mart'ta protesto gösterisi düzenleyecek.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki bilgilendirme toplantısında konuşan tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin bağımsız bir bina olarak korunmasını istediklerini söyledi.
Alkaya, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin kesinlikle yıkılmasını istemediğimizi bir kez daha duyurmak istiyorum" dedi. AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılarak yerine büyük bir kültür merkezi yapılmasına ilişkin projeyi incelediklerini belirten Alkaya, şunları kaydetti:
"Bir güven problemi yaşıyoruz. Ama bu yeni değil. Biz 50 yıldır güven problemi yaşıyoruz. Yıkılan hiçbir şeyin yerine yenisi gelmiyor. Bizim kalbimizi en çok kıracak olan şey şudur; Eğer Harbiye gider ve bu kompleks hayata geçmezse, işte kalbimiz çok kötü kırılır o zaman. "
İlgili kurumlarla yapılan görüşmelerde bir ilerleme oluğunu ve bunun somut olarak pratiğe yansımasını umut ettiklerini dile getiren Alkaya, "Şu anda karşılıklı bir iyi niyet var. Bu iyi niyet sonuç verir diye ümit ediyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul'un kimliğine yakışacak prestijli bina ve komplekse ihtiyacı olduğunu belirten Alkaya, "Öncelikle bu konuda adım atılması gerekiyor. 15 milyonluk bir metropolde koltuk sayısı ve bina sayısı yok denecek kadar az" diye konuştu.
"BEDENLERİMİZİ KALKAN EDEREK. . . "
Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın ise gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndiklerini kaydederek, "Bence biz kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı bu niyetle korumalıyız. Aynı bu dikkatle, aynı bu özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz" görüşünü dile getirdi.
Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Metiner Ürer de Avrupa'da savaştan sonra ilk harcın tiyatro ve opera binalarının temellerine atıldığını ifade ederek, "Şimdi biz atılmış harçları mı yerinden sökeceğiz?" dedi.
Eleştirmen Hayati Asılyazıcı da AKM'nin tarihi konumu nedeniyle korumaya alınmış bir bina olduğunu kaydederek, "Hiçbir iktidar, bugüne kadar hiçbir zaman tiyatro yıkmadı" diye konuştu.
AKM çalışanları, tiyatro oyuncuları ve onları destekleyen sivil toplum ve meslek örgütleri, 26 Mart Pazartesi günü saat 11. 30'da AKM önünde toplanarak, kültür merkezi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için gösterisi düzenleyecek.
Kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=20.03.2007&q=1&c=1&i=36139&Tiyatrocular/protestoya/haz%C4%B1rlan%C4%B1yor
20.03.2007
İSTANBUL (A. A)
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çalışanları, tiyatro oyuncuları, sivil toplum ve meslek örgütleri, AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için 26 Mart'ta protesto gösterisi düzenleyecek.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki bilgilendirme toplantısında konuşan tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin bağımsız bir bina olarak korunmasını istediklerini söyledi.
Alkaya, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin kesinlikle yıkılmasını istemediğimizi bir kez daha duyurmak istiyorum" dedi. AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılarak yerine büyük bir kültür merkezi yapılmasına ilişkin projeyi incelediklerini belirten Alkaya, şunları kaydetti:
"Bir güven problemi yaşıyoruz. Ama bu yeni değil. Biz 50 yıldır güven problemi yaşıyoruz. Yıkılan hiçbir şeyin yerine yenisi gelmiyor. Bizim kalbimizi en çok kıracak olan şey şudur; Eğer Harbiye gider ve bu kompleks hayata geçmezse, işte kalbimiz çok kötü kırılır o zaman. "
İlgili kurumlarla yapılan görüşmelerde bir ilerleme oluğunu ve bunun somut olarak pratiğe yansımasını umut ettiklerini dile getiren Alkaya, "Şu anda karşılıklı bir iyi niyet var. Bu iyi niyet sonuç verir diye ümit ediyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul'un kimliğine yakışacak prestijli bina ve komplekse ihtiyacı olduğunu belirten Alkaya, "Öncelikle bu konuda adım atılması gerekiyor. 15 milyonluk bir metropolde koltuk sayısı ve bina sayısı yok denecek kadar az" diye konuştu.
"BEDENLERİMİZİ KALKAN EDEREK. . . "
Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın ise gecekondularda yaşayanların evleri yıkılırken direndiklerini kaydederek, "Bence biz kendi salonlarımızı, sahnelerimizi aynı bu niyetle korumalıyız. Aynı bu dikkatle, aynı bu özenle korumalıyız. Tek bir koltuğumuzun, tek bir spotumuzun başkası tarafından sökülmesine izin vermemeliyiz. Bedenlerimizi kalkan ederek, salonlarımızın yıkılmasına 'hayır' demeliyiz" görüşünü dile getirdi.
Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Metiner Ürer de Avrupa'da savaştan sonra ilk harcın tiyatro ve opera binalarının temellerine atıldığını ifade ederek, "Şimdi biz atılmış harçları mı yerinden sökeceğiz?" dedi.
Eleştirmen Hayati Asılyazıcı da AKM'nin tarihi konumu nedeniyle korumaya alınmış bir bina olduğunu kaydederek, "Hiçbir iktidar, bugüne kadar hiçbir zaman tiyatro yıkmadı" diye konuştu.
AKM çalışanları, tiyatro oyuncuları ve onları destekleyen sivil toplum ve meslek örgütleri, 26 Mart Pazartesi günü saat 11. 30'da AKM önünde toplanarak, kültür merkezi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılmaması için gösterisi düzenleyecek.
Kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=20.03.2007&q=1&c=1&i=36139&Tiyatrocular/protestoya/haz%C4%B1rlan%C4%B1yor
Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin Yıkılmak İstenmesine Tepki
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin Yıkılarak Yerine Yeni Bir Tesis Yapılmak İstenmesi Tiyatrocuları İsyan Ettirdi. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin Girişinde Biraraya Gelen Yaklaşık 70 Tiyatrocu, Tiyatrolarının Yıkılmasına Tepki Gösterdi.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak yerine yeni bir tesis yapılmak istenmesi tiyatrocuları isyan ettirdi. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin girişinde biraraya gelen yaklaşık 70 tiyatrocu, tiyatrolarının yıkılmasına tepki gösterdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Harbiye'de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yıkarak yerine bir kültür kompleksi yapılacağını açıklaması tiyatrocuları endişeye düşürdü. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin girişinde biraraya gelen tiyatrocular, aralarında konuşarak yıkıma karşı nasıl bir tavır sergileyeceklerini belirlemeye çalıştı. Tiyatroculara hitaben konuşan Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Alkaya, iyi niyetli olduklarını belirterek, "Korkumuz tiyatromuz yıkıldıktan sonra yerine yenisinin yapılmaması. Bu konuda ciddi endişelerimiz var. Umarım yanılırız" dedi. Yer yer tiyatrocuların hararetli olarak tartışdıkları görüldü.
Şehir tiyatroları sanatçısı Güzin Özyağcılar, tiyatroların yıkılmasına karşı olduklarını ifade ederek, "Belediye bu tip yerlerin sayısını arttırması gerekirken yıkmaya çalışıyor. Bu da biz de ciddi endişelere neden oluyor. Belediye yeni bir yer yapmadan yıkmaması gerekiyor" dedi.
AKM ile Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin eş zamanlı olarak yıkılmasının siyasi iktidar bir için bir zaaf olduğunu kaydeden tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, "Yanan veya yıkılan tiyatroların yerine iş hanları yapıldı. Korkumuz burada da aynı şeyin tekrarlanması" şeklinde konuştu.
Tiyatrocu Nedim Saban, tiyatrocu arkadaşlarına destek vermek için geldiğini belirterek yıkıma karşı olduğunu söyledi. (Doğan Haber Ajansı)
20.03.2007
Kaynak: http://www.haberler.com/muhsin-ertugrul-sahnesi-nin-yikilmak-istenmesine-haberi/
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak yerine yeni bir tesis yapılmak istenmesi tiyatrocuları isyan ettirdi. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin girişinde biraraya gelen yaklaşık 70 tiyatrocu, tiyatrolarının yıkılmasına tepki gösterdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Harbiye'de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yıkarak yerine bir kültür kompleksi yapılacağını açıklaması tiyatrocuları endişeye düşürdü. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin girişinde biraraya gelen tiyatrocular, aralarında konuşarak yıkıma karşı nasıl bir tavır sergileyeceklerini belirlemeye çalıştı. Tiyatroculara hitaben konuşan Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Alkaya, iyi niyetli olduklarını belirterek, "Korkumuz tiyatromuz yıkıldıktan sonra yerine yenisinin yapılmaması. Bu konuda ciddi endişelerimiz var. Umarım yanılırız" dedi. Yer yer tiyatrocuların hararetli olarak tartışdıkları görüldü.
Şehir tiyatroları sanatçısı Güzin Özyağcılar, tiyatroların yıkılmasına karşı olduklarını ifade ederek, "Belediye bu tip yerlerin sayısını arttırması gerekirken yıkmaya çalışıyor. Bu da biz de ciddi endişelere neden oluyor. Belediye yeni bir yer yapmadan yıkmaması gerekiyor" dedi.
AKM ile Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin eş zamanlı olarak yıkılmasının siyasi iktidar bir için bir zaaf olduğunu kaydeden tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, "Yanan veya yıkılan tiyatroların yerine iş hanları yapıldı. Korkumuz burada da aynı şeyin tekrarlanması" şeklinde konuştu.
Tiyatrocu Nedim Saban, tiyatrocu arkadaşlarına destek vermek için geldiğini belirterek yıkıma karşı olduğunu söyledi. (Doğan Haber Ajansı)
20.03.2007
Kaynak: http://www.haberler.com/muhsin-ertugrul-sahnesi-nin-yikilmak-istenmesine-haberi/
'Harbiye Kongre Vadisi' 5 Nisan'da ihaleye çıkıyor
20/03/2007
Jülide Karahan
Harbiye'nin bir kongre vadisine çevrileceği, Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılacağı, Radyo Evi'nin müze haline getirileceği ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılıp daha modern bir binaya çevrileceği, bu sayfanın 8 Mart tarihli nüshasında duyurulmuştu.
Bu konudaki karar, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nden geçti ve 'Harbiye Kongre Vadisi'nin ihalesi, 5 Nisan saat 10.00'da Merter'deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası İhale Salonu'nda yapılacak. Kongre binasını kapsayan 110 bin m2 inşaat alanı ile 35 bin m2 açık alan düzenlemesi ve bağlantı yollarına ait projenin ihalesi, en düşük fiyat esasına göre tüm isteklilere açık olacak.
Dün, 'İstanbul'un Ruhu-İstanbul Gezi Rehberi' kitabının Esma Sultan Yalısı'ndaki tanıtım toplantısının ardından görüştüğümüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Kongre Vadisi Projesi'nin belediye meclisinden geçtiğini, Harbiye binasının yıkılmasının da proje dahilinde olduğunu söyledi. Projeye 'Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin aynı yerde, vatandaşın alışık olduğu şekilde hizmete devam etmesi yönünde bir iradeyle yaklaştıklarını söyleyen Topbaş, Şehir Tiyatroları'nın idari binası ve atölyeleri içinse başka bir yer aramaya başladıklarını söyledi. Bu iş için de yine şehir merkezinde bir yer arandığını, bir tiyatro sahnesinin de yeni mekâna dahil olduğunu söyleyen Başkan, bu yeni tiyatro binası için bir yarışma açacaklarını da sözlerine ekledi.
Tiyatrocular, 'Muhsin Ertuğrul İttifakı' kuruyor
Tiyatrocular ise 26 Mart'a kadar kendileri açısından olumlu bir sonuç çıkacağı umuduyla beklemeye karar verdi. Geçtiğimiz hafta Kadir Topbaş'la görüşen ve aralarında Şehir Tiyatroları yönetim kurulundan isimler de bulunan bir grup tiyatrocu, sürecin kendileri için olumlu yönde ilerleyeceği görüşünde. Tiyatrocular, Harbiye kurtarılamasa da şehir merkezinde yeni bir sahne ve yönetim yeri ile Şehir Tiyatroları'nın özerkleşmesi konusunda umutlular. Hedef, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bağımsız bir sahne olarak korumak, Şehir Tiyatrosu'nun yönetim binasını da şehir merkezindeki başka bir yere taşımak. Bu amaçla bir 'Muhsin Ertuğrul İttifakı' kuruluyor. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımının durdurulması içinse belediyeye itirazlar yapılmaya başlandı. İlk itirazlar Türk Kadınlar Birliği ve Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği tarafından yapıldı.
(...)
Kaynak: Zaman
Jülide Karahan
Harbiye'nin bir kongre vadisine çevrileceği, Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılacağı, Radyo Evi'nin müze haline getirileceği ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılıp daha modern bir binaya çevrileceği, bu sayfanın 8 Mart tarihli nüshasında duyurulmuştu.
Bu konudaki karar, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nden geçti ve 'Harbiye Kongre Vadisi'nin ihalesi, 5 Nisan saat 10.00'da Merter'deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası İhale Salonu'nda yapılacak. Kongre binasını kapsayan 110 bin m2 inşaat alanı ile 35 bin m2 açık alan düzenlemesi ve bağlantı yollarına ait projenin ihalesi, en düşük fiyat esasına göre tüm isteklilere açık olacak.
Dün, 'İstanbul'un Ruhu-İstanbul Gezi Rehberi' kitabının Esma Sultan Yalısı'ndaki tanıtım toplantısının ardından görüştüğümüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Kongre Vadisi Projesi'nin belediye meclisinden geçtiğini, Harbiye binasının yıkılmasının da proje dahilinde olduğunu söyledi. Projeye 'Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin aynı yerde, vatandaşın alışık olduğu şekilde hizmete devam etmesi yönünde bir iradeyle yaklaştıklarını söyleyen Topbaş, Şehir Tiyatroları'nın idari binası ve atölyeleri içinse başka bir yer aramaya başladıklarını söyledi. Bu iş için de yine şehir merkezinde bir yer arandığını, bir tiyatro sahnesinin de yeni mekâna dahil olduğunu söyleyen Başkan, bu yeni tiyatro binası için bir yarışma açacaklarını da sözlerine ekledi.
Tiyatrocular, 'Muhsin Ertuğrul İttifakı' kuruyor
Tiyatrocular ise 26 Mart'a kadar kendileri açısından olumlu bir sonuç çıkacağı umuduyla beklemeye karar verdi. Geçtiğimiz hafta Kadir Topbaş'la görüşen ve aralarında Şehir Tiyatroları yönetim kurulundan isimler de bulunan bir grup tiyatrocu, sürecin kendileri için olumlu yönde ilerleyeceği görüşünde. Tiyatrocular, Harbiye kurtarılamasa da şehir merkezinde yeni bir sahne ve yönetim yeri ile Şehir Tiyatroları'nın özerkleşmesi konusunda umutlular. Hedef, Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bağımsız bir sahne olarak korumak, Şehir Tiyatrosu'nun yönetim binasını da şehir merkezindeki başka bir yere taşımak. Bu amaçla bir 'Muhsin Ertuğrul İttifakı' kuruluyor. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımının durdurulması içinse belediyeye itirazlar yapılmaya başlandı. İlk itirazlar Türk Kadınlar Birliği ve Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği tarafından yapıldı.
(...)
Kaynak: Zaman
Başaran Ulusoy Açıkladı:
Belediyenin Projesinde Harbiye Sahnesi'nin Yıkımı Öngörülüyor.
“İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılan proje Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun yıktırılmasını öngörüyor. Ancak yerine, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ile entegre hale gelecek yeni bir bina ve açık hava tiyatrosu ile, arada kalan alana da ilave inşaat yapılarak, İstanbul yepyeni ve en az 10.000 kişi alabilecek kapasitede kongre ve çok maksatlı salonlar kazanacaktır.”
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılacağını açıklayan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’la Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ebru Seyhan’ın yaptığı özel söyleşiyi okumak için başlığa tıklayınız.
İstanbul Belediyesi'nden ve Kültür Bakanlığı'ndan ise şu ana kadar sorularımıza açıklama gelmedi.
1. Kongre vadisi diye isimlendirdiğiniz proje hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Kongre Vadisi Projesi, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu, Açık Hava Tiyatrosunu kapsayan kongre ve kültür merkezlerinin ve çevresinin birlikte değerlendirilmesi ve geliştirilmesini kapsamaktadır.
2. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle konu ilgili neler paylaştınız? Size yanıtları ne oldu? Belediye’nin projedeki rolü nedir?
İstanbul Kongre Vadisi Projesi, 9 – 10 yıldır üzerinde durduğumuz, gündeme getirdiğimiz bir konudur. Bu projeyi, dünya çapında bir metropoliten kent ve bir cazibe merkezi olan İstanbul’un uluslararası kongre ve kültür merkezi olarak hızla gelişen ihtiyaçlarının karşılanması için gündemde tuttuk. Bu görüşlerimizi yetkili mercilerle yaptığımız temas ve toplantılarda her zaman dile getirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşmelerimizde de üzerinde durduğumuz konu budur.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütün bu komplekslerin sahibidir. Dolayısıyla bu tesislerin geliştirilmesi onların uhdesindedir.
3. Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun 4 ay içerisinde yıkılacağı söyleniyor. Bölgede yıkılması planlanan başka bir yapı var mı? Yapılması planlanan yeni bir tiyatro salonu var mı, varsa nereye yapılacak?
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılan proje Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun yıktırılmasını öngörüyor. Ancak yerine, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ile entegre hale gelecek yeni bir bina ve açık hava tiyatrosu ile, arada kalan alana da ilave inşaat yapılarak, İstanbul yepyeni ve en az 10.000 kişi olabilecek kapasitede kongre ve çok maksatlı salonlar kazanacaktır. Böylece İstanbul’un gerçekleşmesi kesinleşen önümüzdeki dünya çapında 10.000 kişilik kongrelere de ev sahipliği yapması mümkün olacaktır.
4. AKM’nin de yıkılması ve yerine yeni bir binanın yapılması gerektiği yolunda açıklamalarınız var. Neden AKM ile ilgili de görüş bildirmeyi uygun gördünüz?
5. Taksim Meydanın’da Muhsin Ertuğrul sahnesi’nin bulunduğu alanda İstanbul’un en kıymetli alanları. Söz konusu yapılar yıkıldığında, yerlerine gerçekten aynı yoğunlukta birer sanat kompleksi yapılacağını düşünüyor musunuz? Yoksa buralara bir iş merkezi ve alt katlarına tiyatro – opera salonları mı yapılması planlanıyor?
6. Sizce bu iki yapının da yıkılması neden aynı dönemde gündeme geldi?
AKM’nin yıkılması halinde, yerine yapılacak binaların, günün koşullarına çok daha iyi cevap verecek kültür yapıları olması gerektiğini düşünüyorum. Benim görüşüme göre hiçbir şekilde sanat – kültür kompleksi dışında bir maksatla kullanılmalarının düşünülmemesi gerekir. Ayrıca böyle bir yaklaşım olduğunu da sanmıyorum.
Bu konular, Sayın Kültür ve Turizm Bakanı ve ilgili yetkililerle birlikte bir Kültür Başkenti olarak İstanbul ile ilgili olarak yaptığımız değerlendirmelerde, dünya çapındaki bu büyük kentimize yaraşır nitelik ve mükemmeliyette sanat – kültür merkezleri kazandırma fikri çerçevesinde ele alınan konulardır.
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun durumuna ise önceki sorunuzda verdiğim cevapta değindim.
7. Her iki yapının da gerek sanatseveleri ağırlamak gerekse sanatçıların çalışmalarını sürdürmesi açısından yeteriz olduğunu, bu yapıların Avrupa’ya kıyasla “çağdışı” kaldığını ve yenilenmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Kıyaslama yaptığınız Avrupa ülkelerine göre sanata verilen devlet desteğinin (maddi ve manevi) son derece komik kaldığı, tiyatrolara yıllık desteklerin kesildiği bir ülkede sanatçıların ve sanatseverlerin, sanat yapılarının yeni sanat kompleksleri yapılması için yıkılacağı tezine siz inanıyor musunuz? Kültür Bakanlığı ve İstanbul Belediyesi bu konuda samimi ise projeler ile ilgili kamuoyuna neden bilgi verilmiyor? Neden tüm tepkilere kulaklarını tıkayıp olup bitenleri gazetelerden okuyorlar?
Sanat etkinlikleri ve sanatçılarımız için en iyi ve mükemmel imkanların sağlanması gerektiğine inanıyorum. Bu görüşlerim ve inancım, sanata, sanat etkinliklerine verdiğim değerin ifadesidir.
Daha Kongre Vadisi Projesinin uygulanması ve AKM’nin durumu gündemde değil iken, her zaman Avrupa’nın önemli Kültür başkentleri ile mukayeseler yaparak, İstanbul’un icrai sanatlar (müzik, opera, bale, tiyatro) dahil, güzel sanatlar faaliyetleri için çok daha geniş, çok daha gelişkin imkanlara, mükemmel tesislere kavuşturulması gerektiğini uygun olan her ortamda vurguladım. Örneğin İstanbul’umuzun bir yeni opera binalarına kavuşturulması konusunu gündeme getirdim, hatta üç yıl önce Beşiktaş Belediyesi’ne öneride bulundum.
“Turizm ve sanat” açısından görüşlerim de, güzel sanatlara verdiğim değer ve operaya, tiyatroya, müziğe, baleye, bu genel yaklaşımımla tam anlamıyla uyumludur. Bu bağlamda bir örnek olarak size TÜRSAB dergimizin Aralık 2006 sayısında yayımlanan “Kültür, Sanat ve İstanbul” başlıklı yazımızı ekte sunuyorum.
“Kültür Bakanlığı ve İstanbul Belediyesi” bu konuda samimi ise, projelerle ilgili kamuoyuna neden bilgi vermiyorlar” şeklindeki sorunuzla ilgili olarak, bizim bilgilerimize göre projelerin henüz yeni bir hazırlık aşamasında olması ve olgunlaşmamış olması nedenleri ile bu aşamada ayrıntılı açıklama yapılmadığını düşündüğümü söyleyebilirim. Ancak bu konuda da Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bilgi talep etmenizin uygun olacağı görüşündeyim. İstanbul’un kültür ve sanat yaşamı açısından bu kadar büyük önem taşıyan bu konuların kamuoyu ve sanat çevreleri ile bütün yönleri ile ve açıklıkla paylaşılması gerektiğini ve paylaşılacağını düşündüğümü de ifade etmek isterim.
Kaynak: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/
“İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılan proje Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun yıktırılmasını öngörüyor. Ancak yerine, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ile entegre hale gelecek yeni bir bina ve açık hava tiyatrosu ile, arada kalan alana da ilave inşaat yapılarak, İstanbul yepyeni ve en az 10.000 kişi alabilecek kapasitede kongre ve çok maksatlı salonlar kazanacaktır.”
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılacağını açıklayan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’la Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ebru Seyhan’ın yaptığı özel söyleşiyi okumak için başlığa tıklayınız.
İstanbul Belediyesi'nden ve Kültür Bakanlığı'ndan ise şu ana kadar sorularımıza açıklama gelmedi.
1. Kongre vadisi diye isimlendirdiğiniz proje hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Kongre Vadisi Projesi, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu, Açık Hava Tiyatrosunu kapsayan kongre ve kültür merkezlerinin ve çevresinin birlikte değerlendirilmesi ve geliştirilmesini kapsamaktadır.
2. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle konu ilgili neler paylaştınız? Size yanıtları ne oldu? Belediye’nin projedeki rolü nedir?
İstanbul Kongre Vadisi Projesi, 9 – 10 yıldır üzerinde durduğumuz, gündeme getirdiğimiz bir konudur. Bu projeyi, dünya çapında bir metropoliten kent ve bir cazibe merkezi olan İstanbul’un uluslararası kongre ve kültür merkezi olarak hızla gelişen ihtiyaçlarının karşılanması için gündemde tuttuk. Bu görüşlerimizi yetkili mercilerle yaptığımız temas ve toplantılarda her zaman dile getirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşmelerimizde de üzerinde durduğumuz konu budur.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütün bu komplekslerin sahibidir. Dolayısıyla bu tesislerin geliştirilmesi onların uhdesindedir.
3. Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun 4 ay içerisinde yıkılacağı söyleniyor. Bölgede yıkılması planlanan başka bir yapı var mı? Yapılması planlanan yeni bir tiyatro salonu var mı, varsa nereye yapılacak?
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılan proje Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun yıktırılmasını öngörüyor. Ancak yerine, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ile entegre hale gelecek yeni bir bina ve açık hava tiyatrosu ile, arada kalan alana da ilave inşaat yapılarak, İstanbul yepyeni ve en az 10.000 kişi olabilecek kapasitede kongre ve çok maksatlı salonlar kazanacaktır. Böylece İstanbul’un gerçekleşmesi kesinleşen önümüzdeki dünya çapında 10.000 kişilik kongrelere de ev sahipliği yapması mümkün olacaktır.
4. AKM’nin de yıkılması ve yerine yeni bir binanın yapılması gerektiği yolunda açıklamalarınız var. Neden AKM ile ilgili de görüş bildirmeyi uygun gördünüz?
5. Taksim Meydanın’da Muhsin Ertuğrul sahnesi’nin bulunduğu alanda İstanbul’un en kıymetli alanları. Söz konusu yapılar yıkıldığında, yerlerine gerçekten aynı yoğunlukta birer sanat kompleksi yapılacağını düşünüyor musunuz? Yoksa buralara bir iş merkezi ve alt katlarına tiyatro – opera salonları mı yapılması planlanıyor?
6. Sizce bu iki yapının da yıkılması neden aynı dönemde gündeme geldi?
AKM’nin yıkılması halinde, yerine yapılacak binaların, günün koşullarına çok daha iyi cevap verecek kültür yapıları olması gerektiğini düşünüyorum. Benim görüşüme göre hiçbir şekilde sanat – kültür kompleksi dışında bir maksatla kullanılmalarının düşünülmemesi gerekir. Ayrıca böyle bir yaklaşım olduğunu da sanmıyorum.
Bu konular, Sayın Kültür ve Turizm Bakanı ve ilgili yetkililerle birlikte bir Kültür Başkenti olarak İstanbul ile ilgili olarak yaptığımız değerlendirmelerde, dünya çapındaki bu büyük kentimize yaraşır nitelik ve mükemmeliyette sanat – kültür merkezleri kazandırma fikri çerçevesinde ele alınan konulardır.
Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun durumuna ise önceki sorunuzda verdiğim cevapta değindim.
7. Her iki yapının da gerek sanatseveleri ağırlamak gerekse sanatçıların çalışmalarını sürdürmesi açısından yeteriz olduğunu, bu yapıların Avrupa’ya kıyasla “çağdışı” kaldığını ve yenilenmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Kıyaslama yaptığınız Avrupa ülkelerine göre sanata verilen devlet desteğinin (maddi ve manevi) son derece komik kaldığı, tiyatrolara yıllık desteklerin kesildiği bir ülkede sanatçıların ve sanatseverlerin, sanat yapılarının yeni sanat kompleksleri yapılması için yıkılacağı tezine siz inanıyor musunuz? Kültür Bakanlığı ve İstanbul Belediyesi bu konuda samimi ise projeler ile ilgili kamuoyuna neden bilgi verilmiyor? Neden tüm tepkilere kulaklarını tıkayıp olup bitenleri gazetelerden okuyorlar?
Sanat etkinlikleri ve sanatçılarımız için en iyi ve mükemmel imkanların sağlanması gerektiğine inanıyorum. Bu görüşlerim ve inancım, sanata, sanat etkinliklerine verdiğim değerin ifadesidir.
Daha Kongre Vadisi Projesinin uygulanması ve AKM’nin durumu gündemde değil iken, her zaman Avrupa’nın önemli Kültür başkentleri ile mukayeseler yaparak, İstanbul’un icrai sanatlar (müzik, opera, bale, tiyatro) dahil, güzel sanatlar faaliyetleri için çok daha geniş, çok daha gelişkin imkanlara, mükemmel tesislere kavuşturulması gerektiğini uygun olan her ortamda vurguladım. Örneğin İstanbul’umuzun bir yeni opera binalarına kavuşturulması konusunu gündeme getirdim, hatta üç yıl önce Beşiktaş Belediyesi’ne öneride bulundum.
“Turizm ve sanat” açısından görüşlerim de, güzel sanatlara verdiğim değer ve operaya, tiyatroya, müziğe, baleye, bu genel yaklaşımımla tam anlamıyla uyumludur. Bu bağlamda bir örnek olarak size TÜRSAB dergimizin Aralık 2006 sayısında yayımlanan “Kültür, Sanat ve İstanbul” başlıklı yazımızı ekte sunuyorum.
“Kültür Bakanlığı ve İstanbul Belediyesi” bu konuda samimi ise, projelerle ilgili kamuoyuna neden bilgi vermiyorlar” şeklindeki sorunuzla ilgili olarak, bizim bilgilerimize göre projelerin henüz yeni bir hazırlık aşamasında olması ve olgunlaşmamış olması nedenleri ile bu aşamada ayrıntılı açıklama yapılmadığını düşündüğümü söyleyebilirim. Ancak bu konuda da Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bilgi talep etmenizin uygun olacağı görüşündeyim. İstanbul’un kültür ve sanat yaşamı açısından bu kadar büyük önem taşıyan bu konuların kamuoyu ve sanat çevreleri ile bütün yönleri ile ve açıklıkla paylaşılması gerektiğini ve paylaşılacağını düşündüğümü de ifade etmek isterim.
Kaynak: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/
19 Mart 2007 Pazartesi
Sırada “Kongre - Kültür Merkezi Alanı” Var
19 Mart 2007
Derleyen: Gökçe Aras - Arkitera.com
AKM ve Karayolları Binası derken şimdi de Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4. katında 26 Şubat 2007’den itibaren askıya alınan projeye itiraz etmek için son gün ise 26 Mart 2007.
Bu plandan okunan bilgilere göre Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılarak bu alanda kongre salonu, kültür merkezi, seminer toplantı salonları, ofisler, sergi salonları, yeme-içme üniteleri, otopark ve bunlara hizmet veren teknik birimlerin yer alması planlanıyor. Fakat yetkililer yer altında projeler olmasının öngörüldüğünü belirtiyorlar.
Lütfi Kırdar Kongre Vadisi’nin önündeki alanda ise yine yer altında birimler ve üstü ise yeşil alan olarak tanımlanmış.
Bu tartışmaların bir diğer kolu ise Harbiye Açık Hava Tiyatrosu ile ilgili. Basında çıkan haberlere göre tiyatronun üstü kapatılacak ama yetkililer oturma birimlerinin altının “Kongre Vadisi” projesine dahil edilmesinin planlandığını belirtiyorlar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Projelerin Askıya Alındığı Alan
TRT Radyo Evi’nin de müze olacağı yolundaki söylentiler ise açıklığa kavuşmuyor. Planda “Kongre Vadisi” alanına dahil edilmeyen bir alan olarak görünüyor. Buna rağmen planın üzerinde altı kullanılabilir gibi bir ibare yer alıyor fakat yetkililer buranın projeye dahil olmadığı bilgisini veriyorlar.
Plandan okunan Hilton’un bahçesi olarak tanımlayabileceğimiz alan ise yine Muhsin Ertuğrul sahnesi gibi kongre salonu, kültür merkezi, seminer toplantı salonları, ofisler, sergi salonları, yeme-içme üniteleri, otopark ve bunlara hizmet veren teknik birimlerin yer almasının planlandığı görülüyor ama yetkililerin verdiği bilgiye göre burası hakkında da bir öngörü yok.
Basındaki haberlere göre ise bölgenin projesi hazır: “Proje, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyo Evi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor. Toplam 130 milyon Dolar’lık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişi aynı anda vadide ağırlanabilecek. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası - Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini öngörüyor."
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan plan
Hazırlanan vaziyet planında yer alan diğer bilgiler ise şöyle;
“Taşkışla Caddesi’nin Açık Hava Tiyatrosu önünde kalan kısmı Ulaşım Daire Başkanlığı’nın uygun görüşü alınmak kaydıyla zemin altına alınabilir. Zemin üstünde açık alan-yeşil alan düzenlenebilir.
Gümüş Caddesi’nin altında gerekli olan kısımlarda kongre salonu - kültür merkezi fonksiyonları yer alabilir. Zemin üstünde yol düzenlemesi yapılacak.
İlgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri alınmak ve bu görüşlere uyularak çevre yapılanma koşullarını aşmamak kaydıyla hazırlanacak; İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ve İstanbul Büyükşehir Başkanlığınca onanacak avan projeye göre uygulama yapılabilir.
Uygulama aşamasında ilgili Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurul kararları alınacak.”
Bütün bu bilgilerden yola çıkarak bir sonuca varmak pek de mümkün olmuyor ama askı sürecindeki projeye 26 Mart’a kadar itiraz edilebilir. İstanbul’un bu önemli merkezi için belki de önerilecek projelerle katkıda bulunmak da mümkün.
Kaynak: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=15268&
Derleyen: Gökçe Aras - Arkitera.com
AKM ve Karayolları Binası derken şimdi de Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4. katında 26 Şubat 2007’den itibaren askıya alınan projeye itiraz etmek için son gün ise 26 Mart 2007.
Bu plandan okunan bilgilere göre Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılarak bu alanda kongre salonu, kültür merkezi, seminer toplantı salonları, ofisler, sergi salonları, yeme-içme üniteleri, otopark ve bunlara hizmet veren teknik birimlerin yer alması planlanıyor. Fakat yetkililer yer altında projeler olmasının öngörüldüğünü belirtiyorlar.
Lütfi Kırdar Kongre Vadisi’nin önündeki alanda ise yine yer altında birimler ve üstü ise yeşil alan olarak tanımlanmış.
Bu tartışmaların bir diğer kolu ise Harbiye Açık Hava Tiyatrosu ile ilgili. Basında çıkan haberlere göre tiyatronun üstü kapatılacak ama yetkililer oturma birimlerinin altının “Kongre Vadisi” projesine dahil edilmesinin planlandığını belirtiyorlar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Projelerin Askıya Alındığı Alan
TRT Radyo Evi’nin de müze olacağı yolundaki söylentiler ise açıklığa kavuşmuyor. Planda “Kongre Vadisi” alanına dahil edilmeyen bir alan olarak görünüyor. Buna rağmen planın üzerinde altı kullanılabilir gibi bir ibare yer alıyor fakat yetkililer buranın projeye dahil olmadığı bilgisini veriyorlar.
Plandan okunan Hilton’un bahçesi olarak tanımlayabileceğimiz alan ise yine Muhsin Ertuğrul sahnesi gibi kongre salonu, kültür merkezi, seminer toplantı salonları, ofisler, sergi salonları, yeme-içme üniteleri, otopark ve bunlara hizmet veren teknik birimlerin yer almasının planlandığı görülüyor ama yetkililerin verdiği bilgiye göre burası hakkında da bir öngörü yok.
Basındaki haberlere göre ise bölgenin projesi hazır: “Proje, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyo Evi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor. Toplam 130 milyon Dolar’lık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişi aynı anda vadide ağırlanabilecek. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası - Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini öngörüyor."
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan plan
Hazırlanan vaziyet planında yer alan diğer bilgiler ise şöyle;
“Taşkışla Caddesi’nin Açık Hava Tiyatrosu önünde kalan kısmı Ulaşım Daire Başkanlığı’nın uygun görüşü alınmak kaydıyla zemin altına alınabilir. Zemin üstünde açık alan-yeşil alan düzenlenebilir.
Gümüş Caddesi’nin altında gerekli olan kısımlarda kongre salonu - kültür merkezi fonksiyonları yer alabilir. Zemin üstünde yol düzenlemesi yapılacak.
İlgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri alınmak ve bu görüşlere uyularak çevre yapılanma koşullarını aşmamak kaydıyla hazırlanacak; İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ve İstanbul Büyükşehir Başkanlığınca onanacak avan projeye göre uygulama yapılabilir.
Uygulama aşamasında ilgili Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurul kararları alınacak.”
Bütün bu bilgilerden yola çıkarak bir sonuca varmak pek de mümkün olmuyor ama askı sürecindeki projeye 26 Mart’a kadar itiraz edilebilir. İstanbul’un bu önemli merkezi için belki de önerilecek projelerle katkıda bulunmak da mümkün.
Kaynak: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=15268&
13 Mart 2007 Salı
Kültür Merkezleri Kongrelere Kurban
13/03/2007
Sevin Okyay
İnsan gözlerine, kulaklarına inanmak istemiyor. İstanbul'u İstanbul yapan yerlerin çoğu, hükümet-işadamı ortaklığına kurban verilmekte. Oysa mevcut hükümet işbaşına geldiğinde, kahırdan lütuf faslından, "Belki," demiştik, "tarih hazinelerine karşı daha duyarlı olurlar." Bunun boş bir umut olduğu, çeşitli uygulamalarla anlaşıldı. Hele Haydarpaşa'ya el atıldığı zaman, kahrı sadece kahra katık edeceğimiz iyice ortaya çıktı. İstanbul'un Anadolu ile ilk temas noktası, Türk sinemasında şehre dışarıdan gelenlerin İstanbul'u (muhtemelen denizi de) ilk kez gördükleri yer olan Haydarpaşa, yedi gökdeleniyle paranın hizmetine verilecekti. En yakınlardaki darbe ise, Darphane-i Amire harekâtı ile ortaya çıktı. Tarih Vakfı, burada bir İstanbul müzesi yapmak için, 10 Ekim 2005'te Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın imzalarını taşıyan bir protokol yapmıştı. 2007 yılında çalışmalara başlanacaktı. Derken, zabıta ekipleri ve güvenlik güçleri darphane binalarının yıkılabilecek derecede tehlikeli olduğu gerekçesiyle tahliye işlemini gerçekleştirme ye geldi ve mahkemenin ara kararına rağmen tahliyeyi iki kademede gerçekleştirdiler.
Kültür merkezlerine gelince, bütün o mütebessim çehrelere rağmen, malum ve mahut yönetimlerin onlar için kılının bile kıpırdamayacağı başlangıçtan beri ortadaydı. Dans ve cazın en keyifli merkezlerinden Cemal Reşit Rey, şu an hem var hem yok. Atatürk Kültür Merkezi, gitti gidiyor. Kültür Bakanlığı, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli binanın tescilini kaldırma yolunda ilerliyor. Sanatseverler, tam AKM için harekete geçmeye hazırlanırken, Zaman gazetesinde çıkan bir haber, işlerin aslında sandığımızdan da vahim olduğunu gösterdi. Yeni bir proje söz konusuydu, bizim bir kültür merkezi, hatta evet, vadisi olarak baktığımız yerler, kongre vadisi olmak üzereydi. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜR-SAB), 8 yıldır üzerinde çalıştığı 'Kongre Vadisi Projesi'ne en geç dört ay içinde başlıyordu.
Proje, 'Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyoevi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor'du. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yerine yapılacak kongre merkezi projesiyle otopark sorunu da halledilecekti. Ne mutlu, biz de ne zamandır (olmayan) arabalarımızı nereye park etsek diye düşünüyorduk. Açıklamayı yapan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini söyledi. Ulusoy, tüm yetkili kurumların projeye çok sıcak yaklaştıklarını da ekledi.
"Başbakanımız İstanbul'u çok iyi biliyor.
Bu nedenle şehri ayağa kaldıracak projelere olumlu yaklaşıyor. Bu da onlardan biri.
O yüzden projeye yeşil ışık yaktı" dedi.
Neler oluyor, arkadaşlar? İşin kötüsü, dört ayda başlanacağı söylenen projeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer'in de haberi yok. İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alkaya da, "İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur" demiş. Umarız öyle olur, ama doğrusu umutlarımız hayli zayıf. Peki, bu şehrin sakinleri, o mekânları öz mekânı edinenler, onları hayat dokularına sindirenler, hiçbir tepki göstermeyecek mi? Ben şahsen, Açıkhava Tiyatrosu kongre mekânına dönüşmüş bir İstanbul düşünmek istemiyorum. Yabanıl hayatı koruyan uluslararası örgütler var, kültür ve sanat merkezlerini kollayanı yok mudur? Eğer biz korumaktan acizsek, diyorum. Yoksa onlar da IMF ve yardakçıları ile başa çıkamıyorlar mı? Hal böyleyse bir an evvel başvurup 2010'da Avrupa Kültür Başkenti İstanbul yerine Dünya Kongre Başkenti İstanbul olmayı talep etsinler.
Hayatımızın bir parçası olan yerleri korumak zorundayız, yoksa Muhsin Ertuğrul'da izlediğimiz oyunlar, Açıkhava'da dinlediğimiz konserler bizi çarpar.
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=215420&tarih=13/03/2007
Sevin Okyay
İnsan gözlerine, kulaklarına inanmak istemiyor. İstanbul'u İstanbul yapan yerlerin çoğu, hükümet-işadamı ortaklığına kurban verilmekte. Oysa mevcut hükümet işbaşına geldiğinde, kahırdan lütuf faslından, "Belki," demiştik, "tarih hazinelerine karşı daha duyarlı olurlar." Bunun boş bir umut olduğu, çeşitli uygulamalarla anlaşıldı. Hele Haydarpaşa'ya el atıldığı zaman, kahrı sadece kahra katık edeceğimiz iyice ortaya çıktı. İstanbul'un Anadolu ile ilk temas noktası, Türk sinemasında şehre dışarıdan gelenlerin İstanbul'u (muhtemelen denizi de) ilk kez gördükleri yer olan Haydarpaşa, yedi gökdeleniyle paranın hizmetine verilecekti. En yakınlardaki darbe ise, Darphane-i Amire harekâtı ile ortaya çıktı. Tarih Vakfı, burada bir İstanbul müzesi yapmak için, 10 Ekim 2005'te Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın imzalarını taşıyan bir protokol yapmıştı. 2007 yılında çalışmalara başlanacaktı. Derken, zabıta ekipleri ve güvenlik güçleri darphane binalarının yıkılabilecek derecede tehlikeli olduğu gerekçesiyle tahliye işlemini gerçekleştirme ye geldi ve mahkemenin ara kararına rağmen tahliyeyi iki kademede gerçekleştirdiler.
Kültür merkezlerine gelince, bütün o mütebessim çehrelere rağmen, malum ve mahut yönetimlerin onlar için kılının bile kıpırdamayacağı başlangıçtan beri ortadaydı. Dans ve cazın en keyifli merkezlerinden Cemal Reşit Rey, şu an hem var hem yok. Atatürk Kültür Merkezi, gitti gidiyor. Kültür Bakanlığı, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli binanın tescilini kaldırma yolunda ilerliyor. Sanatseverler, tam AKM için harekete geçmeye hazırlanırken, Zaman gazetesinde çıkan bir haber, işlerin aslında sandığımızdan da vahim olduğunu gösterdi. Yeni bir proje söz konusuydu, bizim bir kültür merkezi, hatta evet, vadisi olarak baktığımız yerler, kongre vadisi olmak üzereydi. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜR-SAB), 8 yıldır üzerinde çalıştığı 'Kongre Vadisi Projesi'ne en geç dört ay içinde başlıyordu.
Proje, 'Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyoevi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor'du. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yerine yapılacak kongre merkezi projesiyle otopark sorunu da halledilecekti. Ne mutlu, biz de ne zamandır (olmayan) arabalarımızı nereye park etsek diye düşünüyorduk. Açıklamayı yapan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini söyledi. Ulusoy, tüm yetkili kurumların projeye çok sıcak yaklaştıklarını da ekledi.
"Başbakanımız İstanbul'u çok iyi biliyor.
Bu nedenle şehri ayağa kaldıracak projelere olumlu yaklaşıyor. Bu da onlardan biri.
O yüzden projeye yeşil ışık yaktı" dedi.
Neler oluyor, arkadaşlar? İşin kötüsü, dört ayda başlanacağı söylenen projeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer'in de haberi yok. İBB Şehir Tiyatrosu yönetmen ve yönetim kurulu üyelerinden Orhan Alkaya da, "İstanbul şehrinin yöneticileri umarım Ulusoy gibi sadece paraya önem veren kimseler değillerdir. Başaran, inşallah başarısız olur" demiş. Umarız öyle olur, ama doğrusu umutlarımız hayli zayıf. Peki, bu şehrin sakinleri, o mekânları öz mekânı edinenler, onları hayat dokularına sindirenler, hiçbir tepki göstermeyecek mi? Ben şahsen, Açıkhava Tiyatrosu kongre mekânına dönüşmüş bir İstanbul düşünmek istemiyorum. Yabanıl hayatı koruyan uluslararası örgütler var, kültür ve sanat merkezlerini kollayanı yok mudur? Eğer biz korumaktan acizsek, diyorum. Yoksa onlar da IMF ve yardakçıları ile başa çıkamıyorlar mı? Hal böyleyse bir an evvel başvurup 2010'da Avrupa Kültür Başkenti İstanbul yerine Dünya Kongre Başkenti İstanbul olmayı talep etsinler.
Hayatımızın bir parçası olan yerleri korumak zorundayız, yoksa Muhsin Ertuğrul'da izlediğimiz oyunlar, Açıkhava'da dinlediğimiz konserler bizi çarpar.
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=215420&tarih=13/03/2007
9 Mart 2007 Cuma
Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıyor mu?
09 Mart 2007
Harbiye’de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılma ihtimali tiyatrocular arasında büyük tepkiye neden oldu
Turizm Bakanı Atilla Koç’un İstanbul Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılarak yerine modern bir kültür merkezi yapılaması gerektiği açıklamasıyla ilgili tartışmalar sürerken şimdi de Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılması gündeme geldi. 5 dönüm arazi üzerine kurulu Şehir Tiyatroları’na bağlı Muhsin Ertuğurul Sahnesi, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB) 8 yıldır üzerinde çalıştığı “Kongre Vadisi Projesi” kapsamında kalıyor. 4 ay içinde başlaması planlanan proje için TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy “Bizim projemiz buranın yıkılması ancak çok daha modern ve altında otoparkıyla inşa edilip yine Muhsin Ertuğrul ismini taşıyacak biçimde İstanbul ve Türkiye’nin en önemli sanat merkezi biçiminde kullanılmasıdır. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni kaldıracak olan benim ölümü çiğner” diyor.
Tiyatrocular ise 130 milyon dolarlık bir yatırımla 2009’da İstanbul’da düzenlenmesi planlanan Dünya Bankası-IMF Guvenörler Toplantısı’na yetiştirilmesi düşünülen projeye tepkili. İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Alkaya “Bizim duyduğumuz kadarıyla buraya yapılması planlanan kongre merkezinin altında üç katlı otopark bulunacak ve en üst katını da şehir tiyatrolarına tahsis edecekler. Böyle bile yapsalar değil İstanbul’un Türkiye’nin en önemli sanat mirasının yıkılması gerçekten büyük yanlış olur. Kültürün başkenti olarak lanse ettiğiniz bir kentte tiyatro binası yıkılır mı?” diye soruyor.
Kaynak: http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=35016
Harbiye’de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılma ihtimali tiyatrocular arasında büyük tepkiye neden oldu
Turizm Bakanı Atilla Koç’un İstanbul Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılarak yerine modern bir kültür merkezi yapılaması gerektiği açıklamasıyla ilgili tartışmalar sürerken şimdi de Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılması gündeme geldi. 5 dönüm arazi üzerine kurulu Şehir Tiyatroları’na bağlı Muhsin Ertuğurul Sahnesi, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB) 8 yıldır üzerinde çalıştığı “Kongre Vadisi Projesi” kapsamında kalıyor. 4 ay içinde başlaması planlanan proje için TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy “Bizim projemiz buranın yıkılması ancak çok daha modern ve altında otoparkıyla inşa edilip yine Muhsin Ertuğrul ismini taşıyacak biçimde İstanbul ve Türkiye’nin en önemli sanat merkezi biçiminde kullanılmasıdır. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni kaldıracak olan benim ölümü çiğner” diyor.
Tiyatrocular ise 130 milyon dolarlık bir yatırımla 2009’da İstanbul’da düzenlenmesi planlanan Dünya Bankası-IMF Guvenörler Toplantısı’na yetiştirilmesi düşünülen projeye tepkili. İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Alkaya “Bizim duyduğumuz kadarıyla buraya yapılması planlanan kongre merkezinin altında üç katlı otopark bulunacak ve en üst katını da şehir tiyatrolarına tahsis edecekler. Böyle bile yapsalar değil İstanbul’un Türkiye’nin en önemli sanat mirasının yıkılması gerçekten büyük yanlış olur. Kültürün başkenti olarak lanse ettiğiniz bir kentte tiyatro binası yıkılır mı?” diye soruyor.
Kaynak: http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=35016
7 Mart 2007 Çarşamba
Başbakan onay verdi Kongre Vadisi'nin temeli 3 ayda atılıyor
07.03.2007
İstanbul'un dünya standartlarında bir kongre vadisine kavuşması için düğmeye basıldı. 8 yıldır üzerinde çalıştığı kongre vadisine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da yeşil ışık yaktığını söyleyen Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, "En büyük hayalim" dediği projenin ilk adımının 3-4 ay içinde atılacağını söyledi. Toplam 130 milyon dolarlık proje ile Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstü kapatılacak. Yer altından geçirilecek yolların üzerinde ise fuar alanı yer alacak. Ayrıca Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıp modern bir bina inşa edilecek. Radyo Evi ise müzeye dönüştürülecek. Proje tamamlandığında kongre vadisi 17 bin kişiyi aynı anda ağırlayabilecek.
Projeye tüm yetkili kurumların çok sıcak yaklaştığını belirten TÜRSAB Başkanı Ulusoy, Başbakan'ın şehri ayağa kaldıracak projelere sıcak baktığını ve bu nedenle yeşil ışık yaktığını anlattı. "Kültür ve Turizm Bakanlığı destekliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok yardım ediyor. 3-4 ay içinde proje start alırsa Kongre Vadisi 2009 yılında yapılacak IMF toplantısına yetişir" diyen Ulusoy, Lütfi Kırdar’ın Rumeli Salonu’nu da 4 ayda bitirdiklerini, yine bu proje ile birlikte bölgedeki otopark sorununu da halledeceklerini sözlerine ekledi. Bugüne kadar İstanbul’a önemli kongreler kazandıran Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre Sarayı'nın kurucu başkanlığını kendisinin yaptığını hatırlatan Ulusoy, İstanbul'un kongre turizmi sayesinde önemli bir ivme kazanacağını söyledi.
Yatırım, İstanbul için büyük önemde
Kongre Vadisi Projesi, İstanbul kongre turizmi açısından büyük bir önem taşıyor. Son birkaç yıl içinde yapılan NATO, İslam Konferansı Örgütü, Dünya Gazeteciler Birliği ve Dünya Mimarlar Kongresi gibi uluslararası büyük organizasyonlarda gösterilen başarı İstanbul'un yıldızını parlattı. İstanbul, önümüzdeki yıllarda yapılması planlanan dünya çapındaki büyük organizasyonlar için aday ülke olarak gösterilmeye başlandı. Asıl patlamanın ise özellikle 2009 yılında sonra olacağı belirtiliyor. Özellikle İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması gibi etkenlerden dolayı büyük organizasyonların rotayı Türkiye'ye çevireceği kaydediliyor. Bunun sinyalleri şimdiden alınmaya başlandı bile. 2011-2012 yılları için rezervasyonlar yapılıyor. Ancak, İstanbul'un geniş katılımlı uluslararası kongrelere aday olması için daha büyük merkezlere ihtiyacı var. Kongre Vadisi Projesi de bu ihtiyaca cevap verecek önemli bir proje.
AKM'nin yerine opera binası yapılabilir
Başaran Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılması ile ilgili ise şu öneriyi getirdi: "AKM işletme maliyeti olarak yanlış bir yapı içinde. Isıtması, havalandırması ve ses düzeninde ciddi sıkıntılar var. İstanbul'un böyle bir noktada daha güzel opera binasına ihtiyacı var. Eğer bakanlık burasını yine Avrupa’daki örneklerine benzer şekilde 3 bin kişilik bir opera binası yaparsa o zaman elini öperiz."
TÜRSAB olarak İstanbul Ayazağa'da yapılan İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi'nin işletmesine talip olacaklarını belirterek bunun yanında Sütlüce'de belediyenin yaptığı Kongre Sarayı'nın ihalesine de UKTAŞ olarak gireceklerini vurguladı. Ulusoy, "UKTAŞ biliyorsunuz Lütfi Kırdar'ın da işletmesini yapıyor. Ama UKTAŞ olarak bir Fransız firma ile ortaklık yapacağız. Şimdi Fransız firma hesaplarını yapıyor" diye konuştu.
(...)
Kongre Vadisi hangi projeleri kapsıyor
* Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstü kapatılacak
* Bölgedeki tüm yollar yeraltından geçirilecek
* Bu alanda büyük bir sergi alanı oluşturulacak
* Muhsin Ertuğrul Sahnesi tamamen yenilenecek
* Radyo Evi müze haline getirilecek.
Kaynak:
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=61031&ForArsiv=1
İstanbul'un dünya standartlarında bir kongre vadisine kavuşması için düğmeye basıldı. 8 yıldır üzerinde çalıştığı kongre vadisine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da yeşil ışık yaktığını söyleyen Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, "En büyük hayalim" dediği projenin ilk adımının 3-4 ay içinde atılacağını söyledi. Toplam 130 milyon dolarlık proje ile Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstü kapatılacak. Yer altından geçirilecek yolların üzerinde ise fuar alanı yer alacak. Ayrıca Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılıp modern bir bina inşa edilecek. Radyo Evi ise müzeye dönüştürülecek. Proje tamamlandığında kongre vadisi 17 bin kişiyi aynı anda ağırlayabilecek.
Projeye tüm yetkili kurumların çok sıcak yaklaştığını belirten TÜRSAB Başkanı Ulusoy, Başbakan'ın şehri ayağa kaldıracak projelere sıcak baktığını ve bu nedenle yeşil ışık yaktığını anlattı. "Kültür ve Turizm Bakanlığı destekliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok yardım ediyor. 3-4 ay içinde proje start alırsa Kongre Vadisi 2009 yılında yapılacak IMF toplantısına yetişir" diyen Ulusoy, Lütfi Kırdar’ın Rumeli Salonu’nu da 4 ayda bitirdiklerini, yine bu proje ile birlikte bölgedeki otopark sorununu da halledeceklerini sözlerine ekledi. Bugüne kadar İstanbul’a önemli kongreler kazandıran Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre Sarayı'nın kurucu başkanlığını kendisinin yaptığını hatırlatan Ulusoy, İstanbul'un kongre turizmi sayesinde önemli bir ivme kazanacağını söyledi.
Yatırım, İstanbul için büyük önemde
Kongre Vadisi Projesi, İstanbul kongre turizmi açısından büyük bir önem taşıyor. Son birkaç yıl içinde yapılan NATO, İslam Konferansı Örgütü, Dünya Gazeteciler Birliği ve Dünya Mimarlar Kongresi gibi uluslararası büyük organizasyonlarda gösterilen başarı İstanbul'un yıldızını parlattı. İstanbul, önümüzdeki yıllarda yapılması planlanan dünya çapındaki büyük organizasyonlar için aday ülke olarak gösterilmeye başlandı. Asıl patlamanın ise özellikle 2009 yılında sonra olacağı belirtiliyor. Özellikle İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması gibi etkenlerden dolayı büyük organizasyonların rotayı Türkiye'ye çevireceği kaydediliyor. Bunun sinyalleri şimdiden alınmaya başlandı bile. 2011-2012 yılları için rezervasyonlar yapılıyor. Ancak, İstanbul'un geniş katılımlı uluslararası kongrelere aday olması için daha büyük merkezlere ihtiyacı var. Kongre Vadisi Projesi de bu ihtiyaca cevap verecek önemli bir proje.
AKM'nin yerine opera binası yapılabilir
Başaran Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılması ile ilgili ise şu öneriyi getirdi: "AKM işletme maliyeti olarak yanlış bir yapı içinde. Isıtması, havalandırması ve ses düzeninde ciddi sıkıntılar var. İstanbul'un böyle bir noktada daha güzel opera binasına ihtiyacı var. Eğer bakanlık burasını yine Avrupa’daki örneklerine benzer şekilde 3 bin kişilik bir opera binası yaparsa o zaman elini öperiz."
TÜRSAB olarak İstanbul Ayazağa'da yapılan İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi'nin işletmesine talip olacaklarını belirterek bunun yanında Sütlüce'de belediyenin yaptığı Kongre Sarayı'nın ihalesine de UKTAŞ olarak gireceklerini vurguladı. Ulusoy, "UKTAŞ biliyorsunuz Lütfi Kırdar'ın da işletmesini yapıyor. Ama UKTAŞ olarak bir Fransız firma ile ortaklık yapacağız. Şimdi Fransız firma hesaplarını yapıyor" diye konuştu.
(...)
Kongre Vadisi hangi projeleri kapsıyor
* Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstü kapatılacak
* Bölgedeki tüm yollar yeraltından geçirilecek
* Bu alanda büyük bir sergi alanı oluşturulacak
* Muhsin Ertuğrul Sahnesi tamamen yenilenecek
* Radyo Evi müze haline getirilecek.
Kaynak:
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=61031&ForArsiv=1
Muhsin Ertuğrul Sahnesi Kongre Merkezi Yapılacak; İlk Toplantı IMF'nin
07/03/2007
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB), 8 yıldır üzerinde çalıştığı 'Kongre Vadisi Projesi'ne en geç 4 ay içinde başlayacak.
Proje, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyo Evi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor. Toplam 130 milyon dolarlık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişi aynı anda vadide ağırlanabilecek. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini öngörüyor.
Projeye tüm yetkili kurumların çok sıcak yaklaştığını belirten Ulusoy, "Başbakan'ımız İstanbul'u çok iyi biliyor. Bu nedenle şehri ayağa kaldıracak projelere olumlu yaklaşıyor. Bu da onlardan biri. O yüzden projeye yeşil ışık yaktı." diye konuşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan da destek gördüklerini aktaran Ulusoy, Lütfi Kırdar'ın Rumeli Salonu'nu da 4 ayda bitirdiklerini kaydediyor. Başkan, bu proje ile birlikte bölgedeki otopark sorununun da halledileceğini öne sürüyor. Bugüne kadar İstanbul'a önemli kongreler kazandıran Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Sarayı'nın kurucu başkanlığını da kendisinin yaptığını açıklayan Ulusoy, İstanbul'un kongre turizmi sayesinde önemli bir ivme kazanacağına dikkat çekti. Başkan Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılması ile ilgili ise "AKM işletme maliyeti olarak yanlış bir yapı içinde. Isıtması, havalandırması, ses düzeninde ciddi sıkıntılar var." tespitinde bulundu. İstanbul'un böyle bir noktada daha güzel bir opera binasına ihtiyaç duyduğunu bildiren başkan, "Eğer bakanlık burayı Avrupa'daki örneklerine benzer şekilde 3 bin kişilik bir opera binası yaparsa o zaman elini öperiz." değerlendirmesini yaptı.
184 devletten katılım olacak
Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) 2009 Yılı Guvernörler Toplantısı, 6-7 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. Yıllık toplantılara bu kuruluşlara üye 184 ülkeyi temsil eden devlet başkanı, başbakan, bakan ve merkez bankası başkanı düzeyinde resmî yetkili katılacak. Diğer yandan uluslararası finans kuruluşlarının en üst düzey yöneticileri de bu platformda bir araya gelecek. Uluslararası medyanın da yakından takip ettiği toplantılara katılacakların on binleri aşması bekleniyor. Toplantı, kültür ve turizm boyutu ile Türkiye'nin ve İstanbul'un tanıtımı açısından da önemli bir fırsat niteliği taşıyor. Söz konusu toplantının hazırlık çalışmaları Hazine Müsteşarlığı koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı, Merkez Bankası, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nın aktif katılımıyla yürütülecek. Söz konusu toplantı son olarak 2006'da Singapur'da yapılmıştı. Burada Türkiye'nin fon kotasının artırılmasına karar veren yetkililer, 2009 yılındaki ortak toplantının İstanbul'da yapılmasını istemişti.
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=510004#
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB), 8 yıldır üzerinde çalıştığı 'Kongre Vadisi Projesi'ne en geç 4 ay içinde başlayacak.
Proje, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun üstünün kapatılması, yolların alttan verilerek bu alanda büyük bir sergi alanının oluşturulması, Radyo Evi'nin müze haline getirilmesi ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılarak daha modern bir binaya çevrilmesi gibi çalışmaları kapsıyor. Toplam 130 milyon dolarlık bir yatırımla gerçekleştirilecek çalışma tamamlandığında, 17 bin kişi aynı anda vadide ağırlanabilecek. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, projeye tahmin edilen sürede başlanması halinde 2009'daki Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Toplantısı'na yetişeceğini öngörüyor.
Projeye tüm yetkili kurumların çok sıcak yaklaştığını belirten Ulusoy, "Başbakan'ımız İstanbul'u çok iyi biliyor. Bu nedenle şehri ayağa kaldıracak projelere olumlu yaklaşıyor. Bu da onlardan biri. O yüzden projeye yeşil ışık yaktı." diye konuşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan da destek gördüklerini aktaran Ulusoy, Lütfi Kırdar'ın Rumeli Salonu'nu da 4 ayda bitirdiklerini kaydediyor. Başkan, bu proje ile birlikte bölgedeki otopark sorununun da halledileceğini öne sürüyor. Bugüne kadar İstanbul'a önemli kongreler kazandıran Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Sarayı'nın kurucu başkanlığını da kendisinin yaptığını açıklayan Ulusoy, İstanbul'un kongre turizmi sayesinde önemli bir ivme kazanacağına dikkat çekti. Başkan Ulusoy, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılması ile ilgili ise "AKM işletme maliyeti olarak yanlış bir yapı içinde. Isıtması, havalandırması, ses düzeninde ciddi sıkıntılar var." tespitinde bulundu. İstanbul'un böyle bir noktada daha güzel bir opera binasına ihtiyaç duyduğunu bildiren başkan, "Eğer bakanlık burayı Avrupa'daki örneklerine benzer şekilde 3 bin kişilik bir opera binası yaparsa o zaman elini öperiz." değerlendirmesini yaptı.
184 devletten katılım olacak
Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) 2009 Yılı Guvernörler Toplantısı, 6-7 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. Yıllık toplantılara bu kuruluşlara üye 184 ülkeyi temsil eden devlet başkanı, başbakan, bakan ve merkez bankası başkanı düzeyinde resmî yetkili katılacak. Diğer yandan uluslararası finans kuruluşlarının en üst düzey yöneticileri de bu platformda bir araya gelecek. Uluslararası medyanın da yakından takip ettiği toplantılara katılacakların on binleri aşması bekleniyor. Toplantı, kültür ve turizm boyutu ile Türkiye'nin ve İstanbul'un tanıtımı açısından da önemli bir fırsat niteliği taşıyor. Söz konusu toplantının hazırlık çalışmaları Hazine Müsteşarlığı koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı, Merkez Bankası, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nın aktif katılımıyla yürütülecek. Söz konusu toplantı son olarak 2006'da Singapur'da yapılmıştı. Burada Türkiye'nin fon kotasının artırılmasına karar veren yetkililer, 2009 yılındaki ortak toplantının İstanbul'da yapılmasını istemişti.
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=510004#
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)